"Hürriyetin bedeli, bazı yüreklerin gençliğidir. O, o bedeli hiç düşünmeden ödedi."
GAZİANTEP'İN YİĞİT FİDANI
O, Gaziantep'in sıcak topraklarında filizlenmiş, vatan aşkıyla erken yaşta olgunlaşmış bir ruhtu. Adı Ali Çetiner’di. Takvimler onun ömrünü sadece 20 bahara sığdırmıştı, ancak ideallerine olan bağlılığı yaşından çok daha büyüktü. Henüz gençliğinin baharında olmasına rağmen, omuzlarına ağır bir sorumluluk yüklenmişti: O, Ülkücü Ocakları Derneği'nin Başkan Yardımcısıydı. Ali’nin kimliği, sadece bir makamdan ibaret değildi; o, gençliğin yeminine ve adanmışlığına kanıt teşkil eden bir sarsılmaz bir semboldü.
KADERİ AŞAN BİR DURUŞ
Ali Çetiner, yürüdüğü yolun karanlık eller tarafından sürekli tehdit edildiğini biliyordu. Bu davanın bedeli ağırdı ve bu bedelin ödenmesi için daha önce de namlular ona çevrilmişti. Ölümün soğuk nefesi, daha önce de kapısını çalmış, ancak Ali, her defasında geri çekilmek yerine, tehditlere sırt çevirerek mücadelesine daha da büyük bir kararlılıkla devam etmişti. Onun hayatı, sadece yaşanmış bir biyografi değil, tehlikeye karşı gösterilen cesur bir direnişin destanıydı.
07 ŞUBAT 1979: O SON ÇAĞRI
Tarihler 07 Şubat 1979 Perşembe akşamını gösteriyordu. Saat 21.00 sıralarında, Gaziantep'in sükuneti, kin ve nefretle bozuldu. İdeolojik düşmanlık besleyen Komünist militanlar (Devrimci Halkın Birliği), genç kahramanın evinin önünde en alçakça planlarını uygulayarak sinsice bir pusu kurmuşlardı. Onlar, saklanarak vurmak yerine, Ali’nin onurunu sınamayı tercih ettiler; onu dışarıya çağırdılar.
ONURLA YÜRÜNEN SON ADIM
O an, Ali Çetiner tereddüt etmedi. Dışarıdaki çağrının, hayatının son yüzleşmesi olduğunu biliyordu. Ama o, korkakça saklanmak yerine, davet edenin karşısına bir kahraman gibi dikilmeyi seçti. Ali evinden dışarı adım attığı an, karanlıkta gizlenen namlular direkt ona çevrildi. Ateşlenen her mermi, sadece kurşun değil, bir dönemin kinini ve nefretini kusuyordu.
Ali Çetiner, 20 yaşında, davası uğruna, Gaziantep'te, o karanlık gecede, namluların gölgesine doğru yürüyerek, en yüce mertebeye ulaştı. O, sadece öldürülmek istenen bir kişi değildi; o, onuru için ölmeyi seçen bir yiğitti. Mermiler bedenine isabet ettiğinde, Ali şehitler kervanına katıldı ve adını, vatan toprağına silinmez bir mühür olarak kazıdı.
ŞEHADETİN YÜCELİĞİ
Ali Çetiner’in yirmi yaşındaki bir fidanın kanıyla sulanan fedakârlığı, onun davasının sonsuzluğa uzanan köklerini perçinledi.
"Yirmi yaşındaki bir fidanın kanı, o davanın sonsuzluğa uzanan köklerini suladı. Ali Çetiner, adı unutulmayacak bir destandır."