"Bazı kahramanlar, vatanın en karanlık çağında, sadece hukukun değil, milletin de çelikten kalkanı olmayı seçerler."
KİMLİĞİ VE KADERİN YEMİNİ
O, adı vazifeyle yazılmış bir destandı: Ülkücü Şehit Ilgaz Aykutlu. 1938 yılında, ailesinin Bulgaristan’dan gelen zorunlu göçün acısını ruhunda taşıyan topraklara gözlerini açtı. Bu göçmenlik ruhu, ona vatan toprağının ne denli kıymetli olduğunu en baştan öğretmişti. Hukuk yolunda yürüdü, İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olduğunda, taşıdığı bayrak sevgisini sadece vicdanıyla değil, adaletin çelik iradesiyle savunmaya ant içti.
ADANMIŞ BİR HAYAT: MÜCADELE CEPHESİ
Ilgaz Aykutlu, mesleğini sadece bir görev addedenlerden değildi; o, milleti tehdit eden karanlık ideolojilere karşı dik duran bir Emniyet Müdürü’ydü. Yurdun dört bir yanında emniyet müdürlüğü yaptıktan sonra, en zorlu cephede vazife aldı: İstanbul Emniyeti Siyasi Şube Müdürlüğü.
İşte o makamda, Ilgaz Aykutlu, memleketin geleceğine kast eden Marksist komünist örgütlere nefes aldırmayan, inançlı bir duruşun timsali oldu. O, sadece yasaları uygulamakla kalmadı; ülkülerinin ışığını en tehlikeli dehlizlere taşıdı.
Görevinin ağırlığına rağmen, millete hizmet aşkı sönmedi. Havalimanı Şube Müdürü iken dahi, mücadelesini daha büyük bir alana taşımak üzere Mahalli Seçimlere katılacağından dolayı istifa etti. O, ne makam peşindeydi ne de huzurlu bir emekliliğin; onun tek derdi, vatandı.
SON VEDA VE KARANLIK ÇARŞAMBA
Takvimler 06 Şubat 1979 Çarşamba’yı gösteriyordu. Bir kahramanlık öyküsünün, en acımasız biçimde mühürleneceği akşam yaşanacaktı. İstanbul’da, Aksaray Atatürk Bulvarı Emlak Kredi Bankası Blokları’ndaki evine arabasıyla ulaştı. Saatler 20:30 sıralarıydı.
Evindeki pencereden, hayat arkadaşı onu gözlüyor, mesai bitiminin getirdiği huzurla bekliyordu. Ilgaz Aykutlu arabadan indi. Yorgunluğuna rağmen, eşine bir kahramanın son vedasını taşıyan o içten el sallayışını yaptı. O an, ihanet, karanlıkta pusuya yatmıştı.
Tam o anda, tetiğe bastılar.
İnsanlık düşmanı, devrimci-komünist militanlar, eşinin gözleri önünde, arkadan değil, yüz yüze mücadeleden korkanların alçaklığıyla ateş açtı. Ilgaz Müdür, milletin kalbine saplanan kurşunlarla aynı yerde, kalbinden ve göğsünden vurulmuştu.
Eşi, yüreği parçalanmış bir çığlıkla evden fırladı. Kahraman, kanlar içindeydi.
ÖLÜMSÜZLÜĞE YÜRÜYÜŞ
Eşinin ve komşularının çaresiz gayretleriyle hastaneye yetiştirilmeye çalışılan Ilgaz Aykutlu, bu son yolculukta ebediyete yürüdü. O, yolda şehit oldu. Makamında değil, sokak ortasında, ailesine uzattığı el havada kalmış bir vefanın ortasında düşerek, ülkücü mücadelenin sarsılmaz adanmışlığını kanıyla tescilledi.
Naaşı, Firuzköy Mezarlığı'nda toprağa verildi. Ancak adı ve fedakârlığı, ölümsüz bir ders olarak yaşatıldı. Bugün, Firuzköy Şehit Ilgız Aykutlu Polis Merkezi, onun duruşunu ve cesaretini yeni nesillere miras bırakmak için dimdik ayaktadır.
"O, sadece bir isim değil, geleceğin bekçilerine emanet edilen bir mirastır; her polis merkezinin duvarına kazınmış sarsılmaz bir yemindir."