"Bazı ruhlar vardır ki, yürüdükleri yol ne kadar karanlık olursa olsun, ardlarında daima yanan bir meşale bırakırlar."
BİR YÜREK ATEŞİ: RAHMİ ŞAHİN
24 yıllık kısa ömrüne bir destan sığdıran, ideal uğruna Tunceli’den Elazığ’a uzanan zorlu bir hayat yolculuğunun kahramanıydı Rahmi Şahin. Bir genç adamın taşıyabileceği en ağır yükü, vatan sevgisini ve ülkü uğruna adanmışlığı omuzlamıştı. Henüz hayatının baharında, 06 Şubat 1978’de, davasının bedelini şehadetle ödeyecek bir kahramanlık nişanı taktı.
SÜRGÜNDEN ÖĞRETMENLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Rahmi Şahin, Tunceli’de doğan, ancak zorlu şartların ve ideallerinin onu sürekli hareket halinde tuttuğu bir ruhtu. O, sadece bir öğrenci değildi; aynı zamanda hayatın zorluklarına meydan okuyan bir neferdi.
Tunceli Yapı Meslek Lisesi’nde okurken, inandığı değerler yüzünden yolu Erzurum’a uzandı. Bu bir kaçış değil, bir sürgün sonrası gelen yeni bir başlangıçtı. O, bu sürgünü bile bir eğitim yuvasına dönüştürdü; Erzurum Teknisyen okulundan mezun oldu ve Elazığ’a, ailesinin yanına dönerek vekil öğretmen olarak görev yapmaya başladı. Kendi zorluğunu, genç zihinlere ışık saçarak onura dönüştürmüş, hizmeti hayatının merkezine koymuştu.
O KARARLI GÜN VE İNSANLIĞIN SON ADIMI
Tarihler 06 Şubat 1978’i gösterdiğinde, Rahmi Şahin bir vekil öğretmenin sıradan, insani görevini yerine getiriyordu. Gönlünün erdemini yansıtan bir eylemle, bir yakınını ziyaret için SSK Hastanesine gitmişti. Yanında, yol arkadaşı Edebiyat Öğretmeni Yusuf Eyitok vardı. İki aydın, iki idealist insan, öğleden sonra saat 14.25 sularında, bir hastane kapısından, şefkat dolu bir ziyaretten dönüyorlardı.
Hayatın en masum anı, en karanlık pusunun kurulduğu an oldu.
HASTANE ÖNÜNDE BİR YAYLIM ATEŞİ
Geri dönüş yolculukları, kahramanlığa giden son yola dönüştü. SSK Hastanesinin önü, göğsüne yuva yapmış olan imanı susturmak isteyenlerin hedefiydi. O an, sinsi bir kararla hareket eden komünist militanlar tarafından bir anda yaylım ateşine tutuldular.
Bu, bir çatışma değildi; bu, bir idealin temsilcisine sıkılan, planlı ve alçak bir saldırıydı. Rahmi Şahin, vatanına ve milletine hizmet etme yolunda attığı her adımı cesaretle atmıştı. Göğsüne isabet eden kurşunlar, onun bu inançla dolu yüreğine karşı sıkılmıştı. Çeşitli yerlerinden aldığı yaralarla hemen oracıkta yere yığıldı.
O, son nefesine kadar ideallerinden dönmedi. Saldırının acımasızlığı, onun fedakârlığının büyüklüğünü kanıtladı. Hastaneye kaldırılmasına rağmen, genç yaşına rağmen taşıdığı büyük davanın mührü artık basılmıştı. Rahmi Şahin, hizmet için yürüdüğü Elazığ topraklarında, bir milletin vicdanına şehadet şerbetini içerek adını yazdırdı.
"Kahramanlık, düşmanın üzerine yürümek kadar, şefkatle çıktığın yolda, fedayı tereddütsüzce kabul etmektir."