"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; vatanın yazgısına mühür, milletin destanına kan olur."
MİLLETİN YÜREĞİNDE DOĞAN YİĞİT
1941 yılının Samsun topraklarında bir tohum gibi atıldı hayatı. Adı Nurettin Kılıç’tı. Henüz yedi yaşında, ülkenin kalbi olan İstanbul'a, Şişli'ye geldi; gençliğini ve ruhunu bu metropolün çetin mücadeleleriyle yoğurdu. O, sadece binalar inşa eden bir Müteahhit değildi. İnşaat işleriyle uğraşırken dahi, etrafına yaydığı Milliyetçi kimliğiyle, davasına adanmış Ülkücü gençler için bir dayanak noktasıydı. Nurettin Kılıç, sağlam duruşu ve sarsılmaz inancıyla, davasına gönül verenler arasında derin bir saygı görüyordu.
DÖRT EVLADIN BABASI, BİR DÜNYANIN DAYANAĞI
O, evinin direğiydi. Evliydi ve dört evladın babasıydı. Ailesi için bir güven abidesi iken, memleketi için de aynı sarsılmaz kararlılığı temsil ediyordu. 1980'e yaklaşılan o zorlu yıllarda, pek çok kişi korkuyla geri çekilirken, Nurettin Kılıç, mesleği ve kimliği arasında hiçbir ayrım yapmadı; inancını hayatının her alanında bir sancak gibi taşıdı. O, yalnızca betonarme yapılar değil; ülküdaşlarının kalbinde de fedakârlık ve cesaret yapıları inşa ediyordu.
KADERİN YAZILDIĞI ŞAFAK: 05 ŞUBAT 1980
O sabah, diğer sabahlardan farksız başlamıştı. 5 Şubat 1980 Salı günü, henüz güneş tam doğmadan, imanıyla abdestini tazeledi ve sabah namazını kıldı. Vatanın üzerine çöken karanlığa rağmen, günlük sorumluluklarını yerine getirmek üzere evinden, ailesinden ve dört çocuğundan ayrıldı. Şişli’deki ofisine uğradıktan sonra, halkına hizmetin icra edildiği bir merkez olan İzzetpaşa Muhtarlığı'na doğru yola çıktı.
KAHPE PUSU VE SON NEFES
Bir milletin duruşunu temsil edenlerin hedef alındığı o çetin dönemde, Nurettin Kılıç’ın varlığı dahi zalimlerin kinini çekmeye yetmişti. Vatanperver bir iş adamının Muhtarlıkta bulunduğu haberi, karanlığın zihnine zehirli bir ok gibi saplandı. O kutsal görev mahallinde, bir hizmet anında, alçakça ve kalleşçe bir plan kuruldu. Üç Dev Sol militanı, korkakça bir eylemle içeri daldı.
Nurettin Kılıç, kahpe bir pusu sonucu ağır yara aldı. O, kendi davası uğruna canını ortaya koyarken, bu alçak saldırıda Muhtar Osman Ç., oğlu Ayhan Ç. ve masum vatandaş Kemal T. de yaralandı. Ancak Nurettin Kılıç'ın yüreğindeki vatan sevgisi yarasından büyüktü. Kaldırıldığı hastanede, son nefesini ulvi bir teslimiyetle verdi ve milletinin kalbine Ülkücü Şehit olarak yazıldı.
ŞİŞLİ’DE YÜKSELEN EFSANE
O, doğduğu Samsun’dan, gençliğini geçirdiği ve davasını omuzladığı Şişli’ye geri döndü. Şehit düştüğü topraklara, binlerce Ülküdaşının gözyaşları ve yeminleriyle uğurlandı. Nurettin Kılıç’ın şehadeti, 1980 öncesinin fırtınalı denizinde millî duruşun batmayacak bir feneri oldu. O gün, sadece bir Müteahhit toprağa verilmedi; milletin istiklal mücadelesinde verilen destansı bir söz, şehadetiyle ebediyete intikal etti.
"O, sadece toprağa verilmedi; 1980’in zorlu yıllarında, millî duruşun sancağını kalplerimize dikti."