"BU VATAN İÇİN ATILAN HER ADIM BİR YEMİNDİR; O ADIMI SONUNA KADAR TAŞIYANLAR İSE DESTAN YAZAR."
KİM O, SADECE 21 YAŞINDAKİ KAHRAMAN?
Tarih 1980 yılını gösterdiğinde, İstanbul’un sokakları sadece taştan değil, aynı zamanda korku ve ideallerden örülmüştü. Bu çetin coğrafyanın ortasında, henüz ömrünün baharında, sadece 21 yaşındaki bir yiğit, İsa Demirkhan, adanmışlığın ne demek olduğunu gösteriyordu. O, hayatı radyo ve saat tamir ederek kazanan, vaktin kıymetini bilen mütevazı bir zanaatkârdı. Gültepe’nin sadeliğinde ikamet eden bu genç adam, elleriyle bozulanı onarırken, ruhuyla bozulan bir milletin derdine derman olmaya çalışıyordu.
ADANMIŞLIĞIN ZİRVE NOKTASI: YÖNETİM KURULU
İsa Demirkhan, sadece bir fikrin takipçisi değildi; o, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Şişli teşkilatının yönetim kurulunda görevli, davanın ağır yükünü omuzlamış bir liderdi. Genç yaşına rağmen, Milliyetçi Hareket’in birçok kademesinde görev alarak, inancını eyleme dökmüş, tehlikenin en yoğun olduğu anlarda bile geri durmamıştı. Onun için siyaset, makam değil, bir fedakârlık yeminiydi. O, karanlık günlerin İstanbul’unda, inandığı değerler uğruna cepheye sürülen bir idealistti.
TALATPAŞA CADDESİ’NDE ZAMANIN DURDUĞU AN
3 Şubat 1980, pazartesi gecesi, kaderin örüldüğü o uğursuz akşam başladı. Saatler 23.00’ı gösterdiğinde, İstanbul’un soğuk Talatpaşa Caddesi, İsa Demirkhan’ın kahramanlık destanına şahitlik edecekti. O an, radyo tamircisi İsa’nın elleri alet tutmuyor, yüreği ise davasının ateşiyle çarpıyordu.
Onun kararlı duruşundan, adanmışlığından rahatsız olan iki komünist militan, pusu kurarak, alçakça bir saldırının fitilini ateşledi. İsa Demirkhan, karanlığın ortasında, tek başına, ideallerinin bedelini ödemek üzereydi.
SON NEFES, YÜREĞE SIKILAN DOKUZ KURŞUN
O an, karşı karşıya geldiği zulmün büyüklüğü ne olursa olsun, İsa Demirkhan’ın geri adım atmadığına şüphe yoktur. Yüreğine ve bedenine sıkılan tam dokuz kurşun, 21 yıllık kısa ömrünü orada, caddenin ortasında mühürledi. Bu, bir çatışmadan çok, bir inancın susturulmaya çalışılmasıydı. Ancak kurşunlar bedeni sustursa da, İsa’nın cesareti sonsuzluğa doğru yankılandı.
O, 3 Şubat’ın son saniyelerinde şehit düştü. Fakat bu büyük fedakârlık, şehrin kalabalığı içinde hemen fark edilmedi. İsa’nın cansız bedeni, adanmışlığının bir nişanesi olarak, 4 Şubat 1980 sabah saatlerinde, gün ışığıyla birlikte ortaya çıktı. O, karanlığın gölgesinde düştü, ama şafağın ışığıyla anıldı.
EDEBİ İSTİRAHAT: ZİNCİRLİKUYU
İsa Demirkhan’ın bedeni, inancının son durağı olan İstanbul Zincirlikuyu mezarlığına tevdi edildi. Henüz 21 yaşında, Milliyetçi Hareket’e olan sadakati uğruna hayatını feda eden bu genç kahraman, davası için verdiği sözü tutarak, sonsuzluğun yurduna göçtü. Onun adı, sadece bir mezar taşında değil; zulme karşı direnişin ve genç yaşta dahi olsa sorumluluk almanın destanında yaşamaya devam etmektedir.
"O, ÖLMEDİ; SADECE DÜŞLERİNİN YÜKSEKLİĞİNE ULAŞMAK İÇİN GÖKLERE YÜRÜDÜ."