"Bazı ruhlar vardır; adları bilinmese de, varlıkları bir siperdir. Onlar, en dar sokakta dahi hakkın kalesini bekleyenlerdir."
KİMLİĞİ VE YEMİNİ
O, basit bir unvanın ardına gizlenmiş büyük bir görev adamıydı: Mehmet Ali Papan. Yıl 1979’du; ülkenin sokaklarının, karanlık rüzgârların savrulduğu çetin bir yıla. Ordu ilinin Aybastı ilçesinde, Kabataşlı Bucağı’nın sessizliğini bekçilik göreviyle muhafaza eden bu yiğit ülküdaşımızın; hangi topraklarda doğduğu kayıtlara geçmemiş olabilir. Ancak o, vatanın bekçisi olduğu her karış toprakta yeniden doğmuştu. Mesleği, sadece bir iş değil, davasına adanmışlığının, kanun ve nizama olan bağlılığının kutsal yeminiydi.
DİRENİŞİN BAŞLADIĞI GÜN
Tarih, 02 Şubat 1979’u gösterdiğinde, Mehmet Ali Papan’ın mütevazı görev yeri olan Kabataşlı Bucağı’nın Berenbaz mezrası, bir kahvehane çatısı altında tehlikeli bir gölgeyle kaplandı.
Devrimci solcu ve komünist militanlar, o kutsal emanetin üzerinde, kanunsuz, nizamsız bir toplantı tertiplemek istiyorlardı. Onlar, karanlığı ve kargaşayı temsil ediyordu; Mehmet Ali Papan ise, düzeni ve hakkı.
Bir bekçinin duruşu, bazen en büyük ordunun gücüne bedeldir. O, omuzlarına yüklenen vazifenin bilinciyle, haksızlığa ve kanunsuzluğa izin vermedi. Onun kararlılığı, militanların zehirli planlarına karşı çekilen ilk kılıç oldu.
ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
Sözler bittiğinde, geriye sadece çelik bir irade kaldı. Kanunsuzluğa izin verilmeyince, ortamdaki tartışma; kaçınılmaz olan, beklenen çatışmaya dönüştü. Mehmet Ali Papan, bir bekçi olarak geri çekilmeyi seçebilirdi; ancak bir ülküdaş olarak, doğru bildiği yoldan dönmedi. O, kendi canını değil, hukukun üstünlüğünü ve emanet aldığı toprakların sükûnetini korumayı seçti.
O anın detayları, belki de tarihin karanlık dehlizlerinde kalmıştır. Son adımı neydi? Son sözü neydi? Bilinmez. Ama o tartışmadan çatışmaya geçiş anı; Mehmet Ali Papan’ın, hayatı pahasına bir destana yürüme anıydı. O, vicdanının sesiyle hareket etti ve en basit görev yerini, davanın son kalesine çevirdi.
ŞEHADETİN YÜKSELİŞİ
O çetin çatışma sırasında, yüreği hürriyet ateşiyle yanan bu yiğit adam, hain kurşunlara hedef oldu. Kendi canını feda ederek, o küçük kahvehanenin, büyük bir ihanete sahne olmasını engelledi. Ordu İli Aybastı İlçesi Kabataşlı Bucağı, bir bekçinin kanıyla sulanarak, ülkücü davasının sarsılmaz bir nişanesi haline geldi.
Mehmet Ali Papan, sadece bir kurşunla yere düşmedi; o, inandığı değerler uğruna göğe yükseldi. Adı, mütevazı görevinde gösterdiği kahramanlık, cesaret ve fedakârlıkla, 02 Şubat 1979 tarihinde, milletin kalbine şehadet mührü olarak kazındı.
"Mehmet Ali Papan. Bir bekçinin duruşu, bir milletin kalbine yazılmış en büyük destandır."