"Kimi zaman bir duruş, tarihin en uzun destanından daha ağırdır. İşte o ağırlığı omuzlayan, bedelini canıyla ödeyen bir yiğidin öyküsüdür bu."
ÇELİKTEN DURUŞ: HİKMET C. EBECİ
Adı, 1980 yılının karanlık ve fırtınalı İstanbul gecelerine, Gaziosmanpaşa’nın semalarına yiğitliğin mührü olarak kazındı: HİKMET C. EBECİ. O, sadece bir isim değildi; tehlikenin tam ortasında, ülkü uğruna sarsılmadan ayakta duran bir iradenin timsaliydi. Tarihler 31 Ocak 1980’i gösterdiğinde, İstanbul; sadece soğuk bir kış gününü değil, aynı zamanda büyük bir fedakârlığı da kaydetmek zorunda kalacaktı.
EKMEĞİN VE DÜŞÜN ADANMIŞLIĞI
O, iki kutsal görevi aynı anda omuzlayanlardandı: Hem ailesinin rızkını kazanmak hem de inandığı değerlerin nöbetini tutmak. Evliydi, iki çocuğunun geleceği için ter döküyordu. Gaziosmanpaşa Yıldırım mahallesinde bulunan terzi dükkânı, onun hem ekmek teknesi hem de fikirlerinin karargâhıydı. Zira o, mesleğindeki ustalığı kadar, MHP Gaziosmanpaşa teşkilatına olan bağlılığıyla da tanınıyordu. Onun hayatı, dikiş makinesinin sesi ile ülküye adanmış bir kalbin ritmi arasında geçiyordu.
TEHDİTLERE MEYDAN OKUYAN YÜREK
Ancak 1980’ler, sadece terzi makasının sesiyle yaşanacak kadar huzurlu değildi. Hikmet C. Ebeci, duruşunun bedelini bilerek yaşıyordu. Karanlık güçler, onu yolundan döndürmek için defalarca denemişti. Ekmek teknesi, o kutsal mekân, daha önceden bombalanmış, tehditler kapısına dayanmıştı. O, tehlikenin ateş çemberinde olduğunu biliyordu. Geri çekilmesi isteniyordu; dükkânını kapatması, sesini kesmesi bekleniyordu. Ama o, ne dükkânını kapattı ne de inancını susturdu. O, tehditlere karşı boyun eğmek yerine, tehlikeyi bile bile dükkânının önünde dimdik durmayı seçen destansı bir cesaretin timsaliydi.
31 OCAK 1980: SON NÖBET
O gün, 31 Ocak 1980’de, terzi dükkânında, en masum eylemi gerçekleştiriyordu: Çalışıyordu. Rızkını kazanıyor, geleceği inşa ediyordu. Ancak düşman, onun bu sadeliğinden ve adanmışlığından korktu. Pusu kuran, karanlığın içinden çıkan üç komünist militan, alçakça bir saldırıyla dükkânı silahlarla taradı. Hikmet C. Ebeci, bu korkakça saldırıya karşı siper olacak zamanı bulamamış, davasının ve ailesinin rızkını kazandığı o yerde, helal kazancının üzerinde şehadete ermiştir. O an, o dükkân; bir terzinin son çalıştığı yer değil, bir kahramanın idealleri uğruna kanını akıttığı son mevzi olmuştur. Hikmet C. Ebeci, ekmek teknesinde verdiği son nefesiyle, davasına olan bağlılığını ölümsüz kılmıştır.
"O, ekmek teknesini vatan bilip, tehditler karşısında bile geri adım atmayarak bedenini siper edenlerin unutulmaz imzasıdır."