"Bazı hayatlar kısa sürer, ama sığmazlar kuru sayfalara; onlar, karanlık bir çağın üzerine mühürlenmiş sarsılmaz bir imanın ve 22 yıllık bir cesaretin destanıdır."
KİMLİĞİ VE YÜKLENİLEN VAZİFE
Kastamonu'nun kadim topraklarından, Tosya ilçesinden çıkıp gelen bir yiğitti o: Mehmet Sarıaslan. Sadece 22 bahar görmüş, ancak omuzlarına bir asırlık yük yüklenmişti. Ailesinin en büyük evladı, dört kardeşin sarsılmaz ağabeyiydi. İlkokulun ilk adımlarını Çorum İskilip'te atsa da, ruhunu ve kararlılığını Tosya'nın dağlarında yoğurmuştu. Onun hayatı, sadece yaşanmış bir biyografi değil, aynı zamanda zorlu bir vazifenin adıydı.
İSTANBUL'DA YANAN MEŞALE
Anadolu’nun o fedakâr evladı, bilimin ışığına ulaşmak için İstanbul'a geldi. Üniversite sınavlarını azimle aşmış, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin gece bölümünde 3. sınıf öğrencisi olarak geleceği inşa ediyordu. Fakat o, sadece ders çalışmakla yetinmedi; ailesine ve davasına olan sorumluluğunu bir an bile unutmadı. Gündüzleri, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin arşiv memurluğu görevinde helal harçlığını çıkarıyor, geceleri ise ilim peşinde koşuyordu. Mehmet Sarıaslan, hem memur hem öğrenci, hem de ülkücü duruşuyla, o zorlu yıllarda adanmışlığın vücut bulmuş haliydi.
31 OCAK 1977: KARANLIĞA ATILAN SON ADIM
Kaderin ağı 31 Ocak 1977 gecesi, İstanbul'un kalabalığında örülüyordu. Saatler 00:15’i gösterirken, dört ülküdaş—Mehmet Sarıaslan, Yüksel Yakupoğlu, Yalçın Çağlayan ve Ahmet Vehbi Şenel—yan yana yürüyorlardı. Karaköy iskelesi yakınlarında başlayan bu yürüyüş, Kadıköy meydanındaki minibüse doğru, meçhule atılan son adımlardı. Onlar, yarının Türkiye’si için yürüyorlardı; farkında değillerdi ki, bu yolculuk bazıları için ebediyete çıkacaktı. Dört yiğidin kararlılıkla ilerlediği o anda, karanlık bir pusudan kalleşçe bir ölüm sesi yankılandı.
YÜREĞİNDEKİ SON SED VE ŞEHADETİ
Sokakları aniden yırtan kurşun sesleri, gecenin sessizliğini ve ülküdaşların huzurunu bozdu. O anda Mehmet Sarıaslan, ön saflarda yürüyen bir ağabey gibi, vatan ve inanç uğruna atılan bir kalkan misali durdu. Gözüpek duruşunun bedeli ağırdı; kalbinden vuruldu. Yaşı henüz 22 iken, canını milleti uğruna feda etti ve orada, Karaköy'ün soğuk taşları üzerinde şehadete erdi. Diğer üç ülküdaşı yaralı olarak kurtuldu; Mehmet Sarıaslan’ın fedakârlığı, belki de onların hayatta kalışının sessiz nedeni oldu.
Tarih, 01 Şubat 1977'yi gösterdiğinde, onun kutlu naaşı İstanbul’da düzenlenen bir törenle uğurlandı. Ancak son durağı, ilk nefesini aldığı topraklar olmalıydı. 02 Şubat 1977 günü, Kastamonu’nun Tosya ilçesi, bağrından kopardığı bu kahramanı büyük bir vakarla kucakladı ve ebedi istirahatgâhına tevdi etti. Mehmet Sarıaslan, bir öğrenci olarak çıktığı yola, bir şehit olarak geri dönmüştü.
"O artık sadece bir isim değil, geride kalan her yiğidin kalbine ekilmiş, 22 yıllık ömrüyle bir döneme meydan okuyan, Kastamonu'nun Tosya'sından yükselmiş sönmez bir meşaledir."