"Bazı ruhlar, şafağın sökmediği en karanlık gecelerde, 17 yaşında bir meşale gibi yanar ve öyle söner."
KİMLİĞİ VE İDEALLERİNİN ŞEHRİ
Kars’ın karla kaplı topraklarında, henüz hayatının baharında bir fidandı Navruz KOÇ. O, sadece bir öğrenci değildi; Kars’ın zorlu coğrafyasında, yüreğini vatanın istikbaline adamış genç bir ülkü neferiydi. Doğduğu şehir olan Kars, onun hem yuvası hem de davasının başladığı ilk cepheydi. Genç yaşına rağmen omuzlarına yüklediği sorumluluk, henüz olgunlaşmamış bir delikanlının taşıyabileceği sıradan bir yük değildi; bu, adanmışlığın ta kendisiydi.
GENÇ BİR YÜREĞİN ADANMIŞLIĞI
Kars Ticaret Lisesi’nin sıralarında ilim tahsil eden, gelecek hayalleri kuran bu yiğit, okuldan arta kalan her anını baba ocağında geçiriyordu. Babasının bakkal dükkanı, onun için sadece bir iş yeri değil, hayatın ve emeğin öğretildiği bir mektepti. Boş zamanlarını feda ederek, ailesinin yüküne omuz veren bu 17 yaşındaki genç, basit yaşamı ve yüksek idealleriyle çevresine örnek oluyordu. O, hayatını sessiz bir görev bilinciyle yaşıyordu.
KARANLIĞIN ÇÖKTÜĞÜ AKŞAM
Takvimler 29 Ocak 1978’i gösteriyordu. Kars’ta akşamüzeri çökmüş, soğuk ve karanlık ortalığı teslim almıştı. Navruz KOÇ, babasının dükkanında, ülküdaşları olan 5 arkadaşıyla bir aradaydı. Belki geleceği, belki ülkenin ahvalini konuşuyorlardı; o anlar, gençliğin masumiyetle sığındığı bir güvenli limandı.
Ancak karanlık, sadece geceyi değil, o dükkanın huzurunu da kuşatmıştı.
O SON DİRENİŞ VE ATEŞ SAĞANAĞI
Gecenin sinsiliği, komünist militanların kahpe pususuyla birleşti. Navruz ve arkadaşlarının sığındığı bakkal dükkanı, hedef alındı. Silahlar konuştuğunda, o huzurlu mekân bir anda cehenneme döndü. Dükkan, hain kurşunlarla tarandı.
O anın dehşeti, tüm genç yürekleri yaraladı. Navruz’un beş arkadaşı ağır yara almıştı. Ama en ağır darbeyi, 17’lik Navruz KOÇ almıştı. Vücuduna isabet eden kurşunlar, onu hayatla ölüm arasında ince bir çizgiye hapsetti.
O karanlıkta, kim bilir hangi cesaretle arkadaşlarını korumaya çalıştı; hangi son kararı verdi? Detayları bilmesek de, o ateş çemberine 17 yaşında bir kahraman gibi göğüs gerdiği kesindir.
ŞEHADETİN DESTANSI YOLCULUĞU
Ağır yaralı genç, hayata tutunmak için son bir gayretle Erzurum Numune Hastanesi’ne yetiştirilmek üzere yola çıkarıldı. Kars’tan Erzurum’a uzanan o çileli yol, bir can pazarıydı. Soğuk, hız ve umut, zamana karşı yarışıyordu.
Fakat Navruz’un ruhu, bedenin sınırlarını aşmaya karar vermişti. Henüz 17 yaşındaki bu fidan, hastaneye ulaşamadan, o zorlu yolculukta, Erzurum Numune Hastanesine kaldırılırken yolda, son nefesini, son vedasını vererek ruhunu teslim etti.
Navruz KOÇ, sıradan bir hayat sürmedi; o, bakkal dükkanında otururken bile idealleri için şehit düştü. Gençliğini, geleceğini ve 29 Ocak 1978’i, milletinin hafızasına silinmez bir kahramanlık mührü olarak kazıdı.
"Navruz KOÇ, 17 yıllık kısacık ömrünü, 29 Ocak 1978’de, vatanın unutulmaz destanına bir mühür gibi basarak ebediyete kavuşmuştur."