"Bazı hayatlar, karanlık çağların üzerine bir meşale gibi doğar; sönüşleri ise, adanmışlığın ve çelikten iradenin en yüksek bedelidir."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNDEKİ YEMİN
O, Artvin'in dağlarında, Borçka'nın sarp topraklarında filizlenmiş, yirmi baharında bir yiğitti: Mustafa Tonyalı. Henüz hayatının baharında, geleceği ilmek ilmek dokuyan genç bir öğrenciydi. Ancak o, sadece ders kitaplarını değil, aynı zamanda uğruna bedel ödemeye yemin ettiği vatan sevgisini de yüreğinde taşıyordu. Mustafa Tonyalı'nın adı, daha yirmi yaşındayken, davası uğruna çıktığı kutlu yolun nişanesi olan "ÜL-KÜCÜ ŞEHİT" unvanıyla tarihe kazınacaktı.
AZMİN VE YOKSULLUĞUN DESTANI
Borçka Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Anadolu’nun ilim yuvalarından Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni kazanmıştı. Fakir bir ailenin evladıydı Mustafa. O, ailesine yük olmamak ve ilminin peşinden koşmak için Erzurum’da gece gündüz demeden çalışıyordu. Gazete kâğıtlarından kesekâğıdı yaparak, omuzlarına yüklenen zorlukları onuruyla sırtladı. Bu azimli duruşu ve tertemiz yüreği sayesinde, üniversite çevresinde kısa sürede büyük bir sevgi ve saygı kazanmıştı. O, sadece bir öğrenci değil, alın teriyle yazılmış bir mücadele manifestosuydu. Tatil zamanları geldiğinde ise, üniversitenin parıltısını geride bırakıp, ailesine yardım etmek için Borçka’nın yollarına düşüyor, fedakârlığın anlamını bizzat yaşıyordu.
KADERİNE YAZILAN SON YOLCULUK
Takvimler 1980 yılının o karanlık günlerine yaklaşırken, Mustafa Tonyalı, her zamanki gibi okul tatilinin verdiği huzurla yuvasına dönmüştü. Artvin-Borçka’da, ailesinin yanında, helal kazancıyla dinlenirken, vatanının üzerine çöken hain ellerden habersizdi.
28 OCAK 1980: KAHPE PUSU
O karanlık gün, 28 Ocak 1980’di. Mustafa, hayatına kastetmek için sinsice bekleyen cellatların farkında olmadan, ağabeyisiyle birlikte bir otomobilin içindeydi. Basit bir eve dönüş yolculuğu, kalleş bir pusuya dönüştü. O dönemin alçaklık timsali olan komünist militanlar, genç bir öğrencinin geleceğini, sadece ideallerine bağlı olduğu için hedef aldı.
Mustafa’nın içinde bulunduğu araç, zalimce ve hunharca taranarak mermi yağmuruna tutuldu. Sınıf mücadelesi adı altında, en değerli gençlerimizi hedef alan bu kahpe saldırı, yirmi yaşındaki Mustafa Tonyalı’nın hayat ışığını söndürdü. O, bir derslikten veya bir üniversite kürsüsünden değil, doğrudan vatanın ortasında, haksız bir kurşunun nişanesi olarak ebediyete yürüdü.
ŞEHADETİ VE SONSUZ MİRASI
Mustafa Tonyalı, dürüstlüğü, azmi ve inancıyla ördüğü hayatının finalini, bir kahramanlık destanına dönüştürerek noktaladı. Onun şehadeti, sadece fakir bir öğrencinin trajik sonu değil; aynı zamanda, bir dönemin karanlık yüzüne karşı verilen onurlu mücadelenin ve ödenen en yüksek bedelin sembolü oldu. O mermiler, sadece bir gencin bedenine değil, bir milletin vicdanına sıkılmıştı.
"O, yirmi baharında, bir öğrenciydi. Ama yurdu için ödediği bedel, tarihin en büyük dersine dönüştü: Unutulmayan bir kahramanlık, 28 Ocak 1980."