"Bazı hayatlar, sadece yıllarla değil; taşıdıkları sancağın ağırlığı ve duruşlarının cesaretiyle ölçülür."
BİR YİĞİDİN YEMİNİ VE KISA ÖMRÜN BÜYÜK DAVASI
Adı Hasan Erdem’di. Bir destan yazmaya on dokuz yıl yetmişti ona. Hayatın en güzel eşiğinde, geleceğe dair umutların en taze olduğu dönemde, Ankara’nın yiğit toprağı Polatlı’da filizlenmişti. Henüz lise öğrencisiydi, ancak omzundaki yük bir öğrencinin taşıyabileceğinden çok daha ağırdı. Genç yaşına rağmen, özel bir şirketin yönetiminde söz sahibiydi, bir müdür sorumluluğunu taşıyordu.
Hasan Erdem, hayatının her cephesini bir ideal uğruna adamıştı. Yeni nişanlanmıştı; kalbinde hem vatan sevgisi hem de kurulacak bir yuvaya dair umut vardı. Ancak o, kişisel mutluluğunu, mensubu olduğu davanın gölgesinde tutmayı seçti. Zira onun için asıl yuva, kurucusu olduğu Polatlı Ülkü Ocaklı Derneği’nin kapısıydı.
ADANMIŞLIĞIN TEHLİKELİ CEPHESİ
Polatlı sokakları, 1970’lerin karanlık ve çetin mücadele meydanlarıydı. Hasan, bu mücadelenin tam ortasında, bile isteye ateşe yürüyen bir neferdi. O, korkunun ne olduğunu unutmuştu; çünkü idealleri korkusundan daha büyüktü. Daha önce defalarca saldırıya uğramış, tehditlerin gölgesinde yaşamayı öğrenmişti. Her saldırı, onu yatağına değil, davasına daha sıkı bağlamıştı. Her yeni gün, onun için bir tehlike ilanıydı; o ise, her şeye rağmen sancağı indirmemeye yeminliydi.
SON VAZİFE: O KARANLIK GECENİN HÜKMÜ
28 Ocak 1977 Cuma akşamı, Ankara-Polatlı’da saatler 22.30’u gösterirken, bir kahramanlık anının son perdesi açıldı. Hasan Erdem ve ülküdaşları, inandıkları davanın sesini Polatlı’nın duvarlarına kazımak için sokağa çıkmışlardı. Onlar, sadece afiş yapıştırmıyorlardı; inançlarının bayrağını sessizliğe karşı yükseltiyorlardı.
Ancak karanlık pusuda bekliyordu. Bir grup komünist militan, bu genç adanmışlara haince ve acımasızca saldırdı. Bu bir çatışma değil, inanca yapılmış alçakça bir suikast girişimiydi. Hasan Erdem, aldığı darbelerle yere yığıldı, ağır yaralanmıştı.
YOLDA YÜKSELEN ŞEHADET VE SON NEFES
O gece, Polatlı’dan Ankara’ya uzanan yol, bir kahramanın son yolculuğuna şahitlik etti. Hastaneye yetiştirilmeye çalışılan Hasan Erdem, yolda, davasının ve yeminlerinin ağırlığı altında son nefesini verdi. Takvimler 28 Ocak 1977’yi gösterirken, 19 yaşındaki bir fidan şehadet mertebesine yükselmişti.
Ancak fedakârlığı sadece onunla sınırlı kalmadı. Yanında omuz omuza çarpışan ülküdaşı da ağır yaralanmıştı; öyle ağır yaralanmıştı ki, geri kalan ömrünü felçli olarak geçirecekti. Bu hadise, bir davanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu tarihin sayfasına acıyla kazıdı. Hasan’ın naaşı, adanmışlığının doğduğu toprak olan Ankara-Polatlı’da, 29 Ocak 1977 günü toprağa verildi. O artık, Polatlı’nın mücadelesinin ölümsüz bir simgesiydi.
"O, sadece 19 yaşında şehit olmadı; o, ebediyen sürecek bir destanın ilk mısralarını kanıyla yazdıran bir müdür, bir öğrenci, bir nişanlı ve bir kurucuydu. Adı, Polatlı’nın taş duvarlarına kazınan en büyük yemindir."