"Hayatının her anını bir meşale gibi yakanlar için, ölüm yalnızca gökyüzüne uzanan yeni bir merdivendir."
KİMLİĞİ VE İDEALİST RUHU
Adıyaman’ın o kadim topraklarında, Doyranköyü’nün Kızılcahöyük Mezrası’nda doğdu Hüseyin Güzel. Takvimler 1950’yi gösteriyordu. O, köklerinden aldığı sadakati, bilginin ve irfanın ışığıyla besledi. Dört kardeşin arasında büyüdü, ancak erken yaşta omuzlarına yüklediği idealizmle geleceğin nesillerine ışık tutmayı görev bildi.
Adıyaman’da tamamladı ilk, orta ve lise eğitimlerini. Fakat asıl yeminini etmek için Şanlıurfa’ya gitti; Öğretmen Lisesi’nden mezun olduğunda, sadece bir meslek sahibi değil, aynı zamanda milletinin geleceğine adanmış bir neferdi. Bir fener misali, ilk görev yeri olan Adıyaman merkez köylerinden Kılafhöyük’te aydınlatmaya başladı çevresini. Sonra, kendi yurdu Doyran Köyüne geçti. Orada, şefkatli bir ebe hanımla yuvasını kurdu ve Bilge adında bir kız çocuğuyla babalığın en kutsal mertebesine erişti.
ADANMIŞLIĞIN CEPHELERİ
Hüseyin Güzel, yalnızca sınıfın dört duvarı arasında değil, ülkücü davanın en ön safında da hizmet etti. Adıyaman Ülkü Ocakları’nda yönetici olarak görev yaparken, sadece kitapla değil, duruşuyla da gençlere yol gösterdi. Bu adanmışlık, onu karanlık odakların hedefi haline getirmişti. Henüz yöneticilik yaptığı o çetin yıllarda dahi saldırıya uğramış, ancak tehditler onun ne inancını ne de duruşunu bir an olsun sarsabildi. Hüseyin öğretmen, ailesine duyduğu sevgi kadar, ülkesine olan bağlılığını da can pahasına taşımayı seçmişti.
SON SOHBETİN VUSLATI
Takvimler 23 Ocak 1980’i gösteriyordu. Adıyaman semaları, yaklaşan ihanetin gölgesi altında soğuktu. O gün, Hüseyin’in eşinin rahatsızlığı nedeniyle, ailenin sarsılmaz direkleri; ağabeyleri Ali Güzel ve Mehmet Güzel, Doyran sağlık ocağı lojmanında Hüseyin’i ve ailesini ziyarete gelmişti.
Üç kardeş, lojmanın sıcaklığında, birliğin ve davanın ateşi etrafında toplanmış, sohbete dalmıştı. Bu, kaderin onları ayırmadan önceki son kardeşlik çemberiydi. Saatler 19:15’i gösterdiğinde, huzur dolu bu an, kapının çalınmasıyla paramparça oldu.
23 OCAK 1980: KAHRAMANIN SON HAMLESİ
O an, bir kahramanlık eylemi yazıldı. O üç kardeşin en küçüğü, ailenin öğretmeni ve ocağın yöneticisi olan Hüseyin, içeri girmeye çalışan karanlığa siper olmak için, tereddütsüz kapıya yürüdü. Kapıyı açar açmaz, bölücü komünist terör örgütü militanlarının namluları evin içindeki masumiyete yöneldi.
Hüseyin, kendini feda ederek ailesinin önünde durdu. Ancak düşmanın hedefi büyüktü; onlar sadece bir kişiyi değil, bir yuvayı, bir irfanı, bir kardeşliği yok etmeyi amaçlamışlardı. Gözleri önünde çocukların ve eşinin bulunduğu o kutsal mekânda, terör örgütü militanları silahlarını ateşledi. Hüseyin, Ali ve Mehmet Güzel… O an, üç kardeş, tek bir ruhta birleşerek, fedakârlığın en yüce örneğini sergilediler ve hain kurşunlarla şehadete yürüdüler.
Bir öğretmen, iki ağabey; tek bir idealin sarsılmaz sancağını Adıyaman semalarında dalgalandırarak 23 Ocak 1980 günü ebediyete uğurlandılar.
"Bazıları hayatını yaşar, bazıları ise hayatını bir destan yazmak için feda eder. Hüseyin Güzel ve kardeşleri, kanlarıyla bu destanın üç silinmez satırı oldular."