"Bazı hayatlar kısadır; ancak ömürleri, taşıdıkları davanın ağırlığıyla ölçülür ve Necmi Bilgi, davasını canıyla yüceltenlerdendi."
BİR YÜREĞİN FİLİZLENMESİ
Ülkücü Şehit Necmi Bilgi. Bu isim, Afyon’un zorlu geçen bir kış gününde, şahadetiyle mühürlendi. Afyon-Nuh Kasabası'nda dünyaya gözlerini açan Necmi, sadece 23 bahara sığdırdığı ömrüyle, geride kalanlar için tarifsiz bir acı ve eşsiz bir gurur bıraktı. O, ailesinin tek evladıydı; bir yuvanın tüm umudu, geleceğiydi. Sahipata Mahallesi’nin mütevazı çatısı altında, daha çocukluğunda duruşu belirginleşmişti: Abdestinde ve namazında olan bu genç, ruhunu çelikleştiren manevi bir disiplinle büyüdü.
İNANÇ VE CESARETLE ÖRÜLÜ BİR ZIRH
Necmi Bilgi, sadece bir öğrenci değildi; bir davanın neferiydi. Endüstri Meslek Lisesi'nden henüz 19 yaşında mezun olduğunda, teknik bilgisiyle geleceğe adım atabilirdi. Ancak o, vatan ve millet sevgisinin ağır bastığı bir yolda yürümeyi seçti. Judo hocalığı yaparak, sadece fiziki gücünü değil, ahlaki disiplinini de yaydı; öğrencilerine dövüşmeyi değil, inandıkları uğruna ayakta durmayı öğretti. O, hem bedeni hem de ruhuyla, karanlık günlerin üzerine yürümeye hazır bir kahramandı.
21 OCAK 1980: PUSUYA YÜRÜYÜŞ
Tarihler 21 Ocak 1980'i gösteriyordu. O gün, Afyon'un gökyüzü, kahraman bir yüreğin son nefesine tanıklık edecekti. Necmi Bilgi, hayatının en kritik anına, Devrane çaybahçesi civarında, namertliğin en alçak şekliyle karşılaştı.
Detayların kaybolduğu, karanlık bir tuzaktı bu. Komünist militanlar tarafından kurulan pusu, bir av değil, bir infaz girişimiydi. O an neler yaşandı, Necmi’nin son sözleri neydi; bu bilgiler tarihin sisli sayfalarında gizli kalsa da, bilinen tek bir gerçek vardı: Necmi Bilgi geri çekilmedi. O, kurşun sesleri arasında, davasının bayrağını yere düşürmemek için mücadele etti.
ŞEHADETİN SONSUZLUĞU
Necmi Bilgi, hain kurşunların bedenine saplanması sonucu şehit oldu. 23 yıllık kısacık ömrüne, destanlara sığacak bir mücadeleyi sığdırmıştı. O, sadece bir can kaybetmedi; tek bir evlat, tüm milleti için bir meşale yaktı.
Onun cenazesi, doğduğu topraklara, Afyon’un Nuh Kasabası’na götürüldü. Tek evlat olarak girdiği toprağa, milleti için büyük bir kahraman olarak ebedi uykusuna yattı. Necmi Bilgi, pusuya düşürülen, ancak davasından asla düşmeyen bir yiğit olarak, adını Anadolu’nun şeref defterine altın harflerle yazdırdı.
"Adı sadece mezar taşında değil; hürriyetin bedelini ödeyenlerin her nefesinde yaşamaya devam edecektir."