"Bazı ruhlar, yeryüzüne sadece bir ideal uğruna vedalaşmak için gelir; onların yaşı kısa, mirası ise ebedidir."
ADI: DESTANIN BAŞLANGICI
Konya’nın bereketli topraklarında, 1958 yılında doğmuştu Şahin Buyrukbilen. Henüz gencecik bir fidanken, hayatın çetin rüzgârlarıyla tanıştı. Maddi imkânsızlıklar onu eğitim yolculuğunda kısa bir mola vermeye zorlasa da, ruhundaki öğrenme ve adanmışlık ateşi asla sönmedi. O, sadece Konya Ticaret Lisesi 2. sınıf öğrencisi değildi; o, ülkülerin, ahlakın ve dürüstlüğün dersini hayatın ta kendisinden alan, ağırbaşlı bir yiğitti.
RUHUNDAKİ ŞEREF
Şahin, karakteriyle çevresine ışık saçan, ahlakıyla herkesin sevgisini kazanmış bir gençti. Onun için kuru birer kelime olmayan idealler, ruhunun dayanağıydı. Ülkücü gençliğin içinde yer almaktan onur ve şeref duyuyordu. Bu seçim, onun sadece bir meslek edinme çabası olmadığını; aynı zamanda vatanın geleceği için en zorlu mevzide durma yemini olduğunu gösteriyordu. O, sıradan bir hayatı değil, erdemli bir adanmışlığı seçmişti.
19 OCAK 1978: VEFA ANITI
Takvimler 19 Ocak 1978’i gösteriyordu. Konya’da, günlük hayatın sıradan akışı içinde, kader ağlarını örüyordu. Şahin, o gün de okuldan, omuz omuza yürüdüğü ülküdaşlarıyla birlikte çıktı. O son tokalaşmalar, o son vedalar, aslında bir ebediyet çağrısının eşiğiydi.
Tam ayrılacakken, karanlık zihinlerin planladığı alçak bir pusu kuruldu. Üç Komünist militanın silahlı saldırısı, bir anda o masum vedalaşma anını bir cenge çevirdi. Şahin Buyrukbilen, sırtını dönmek yerine, inandığı değerlerin bedelini ödemekten çekinmedi.
ŞEHADETİN TADI VE MUTLULUĞU
Vurulduğu o anda, acı bir feryat değil, bir teslimiyet ve huzur yükseldi yüzüne. Tanıklık edenlerin aktardığına göre, o kanlı anda bile Şahin’in yüzünde, şehit olmanın derin tadı ve tarifi imkânsız bir mutluluk vardı. O an, fiziksel bir yenilgi değil, ruhun en yüce zaferiydi.
Son nefesini verirken dahi, kendisini değil, ardında bıraktıklarını düşündü. Bu, bir kahramanın en büyük fedakârlığıydı. Titreyen sesiyle, can yoldaşlarına vasiyetini fısıldadı:
“Gardaşlar kusura bakmayın, sırayı bozdum, beni affedin. Bu akşam bizde olacaktık. Sakın arkamdan ağlamayın, yokluğumu anama-babama hissettirmeyin, yine bizim eve gidin…”
EBEDİ VEDA
O, son anında bile yoldaşlık hukukunu, aile sevgisini ve davasına olan sadakati öncelik bildi. Kendi canının derdine düşmek yerine, yoldaşlarından evlerine giderek ailesini teselli etmelerini istedi. Şahin Buyrukbilen, hayatı yarım kalan bir öğrenci olarak değil; görevini eksiksiz yerine getiren, arkasına bakmadan şehitler kervanına katılan bir kahraman olarak tarihin defterine yazıldı.
"O, sadece sırayı bozmadı; en öne geçti. Şahin Buyrukbilen, artık Ülkücü şehitler kervanının en parlak yıldızıydı."