"Vatanın kaderi yazılırken, kalem tutan ellerin yerine kalkan olan yürekler vardır."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİ
Adı Mustafa’ydı; soyadı ise, yaşayacağı kaderi baştan ilan ediyordu: KAHRAMAN.
O, sıradan bir hayat sürmesi beklenen, yirmi bir bahar görmüş gencecik bir fidandı. Hayatı, henüz başlangıcındaydı. Kitapların ve bilimin aydınlığını yaymak üzere yola çıkmış, Gaziantep Eğitim Enstitüsü’nün ikinci sınıfında okuyan bir öğrenciydi.
Ancak, 1970’lerin çalkantılı rüzgârları, onu sadece bir öğrenci olmaya değil, aynı zamanda davasının neferi olmaya çağırdı. Mustafa Kahraman, geleceğin öğretmenliğini, fedakârlığın en ağır dersini vermek üzere ertelemişti.
ADANMIŞLIĞIN OKULU
Gaziantep Eğitim Enstitüsü, onun için sadece dersliklerden ibaret değildi; orası, vatan sevgisinin ateşten bir yeminle sınandığı bir cepheydi. Gençliğin en coşkulu çağında, sevdiklerini, hayallerini ve rahatını bir kenara bıraktı. Çünkü o biliyordu ki, bazı yeminler, sınıfların duvarlarını aşar ve milletin geleceğini şekillendirir.
Mustafa Kahraman, 21 yaşının tüm enerjisiyle, ülkü uğruna verdiği sözü, bir ömür sürecek bir adanmışlığa dönüştürmüştü.
ZORLU KARAR VE ZAMAN
Takvimler, milletin zorlu bir imtihandan geçtiği 19 OCAK 1978 tarihini gösteriyordu. O gün, Kahramanmaraş, sadece bir şehir değil, destan yazılacak bir alandı. Mustafa Kahraman’ın yolu, Gaziantep’ten bu ateş çemberine düşmüştü.
O gün neden orada olduğu, hangi kararla son yolculuğuna çıktığı tam olarak bilinse de, o mekân ve o tarih, onun fedakârlığının en büyük nişanesi oldu. Kahramanmaraş, bir kahramanın son nefesine şahitlik edecekti.
SON ADIM: KARARLILIĞIN YEMİNİ
Olay Gününe dair kayıtlar, kuru ve eksiktir. O anlara dair detaylar, tarihin karanlık dehlizlerinde saklı kaldı. Tıpkı, birçok kahramanın son anının kaybolması gibi, Mustafa Kahraman’ın son eylemi de bir sır perdesi arkasındadır.
Fakat bilinen bir gerçek var: O, Gaziantep Eğitim Enstitüsü ikinci sınıf öğrencisiyken, tereddüt etmedi. Eldeki kırık dökük bilgi, onun son çığlığını fısıldar: “ÜLKÜDAŞIMA...”
Bu eksik bilgi, onun ne kadar büyük bir cesaretle hareket ettiğini gösterir. O, sadece hayatını kaybetmedi; bir yoldaşı, bir ülküdaşı, bir ideali savunmak için, bilerek ve isteyerek, o bilinmezliğe yürüdü. Son adımı, kahramanlığın en yüce eylemiydi; karanlığın üzerine kararlılıkla yürüyen bir öğrencinin, kendi hayatını feda ederek verdiği son dersti.
ŞEHADETİN EBEDİ YEMİNİ
19 Ocak 1978’de, 21 yaşındaki Mustafa Kahraman, Kahramanmaraş’ta sonsuzluğa uğurlandı. O, öğrenciliğini yarıda bıraktı ama adanmışlığını tamamladı. O’nun kısa süren ömrü, bir destanın başlangıcı, cesaretin somut bir kanıtı oldu.
Bir dönemin kargaşası içinde, Mustafa Kahraman, soyadının hakkını vererek, adını tarihe fedakârlık yeminine sadık kalan genç bir nefer olarak yazdırdı.
"Unutulmasın ki, vatan için düşen her yürek, karanlık bir çağın en parlak meşalesidir."