"Bazı hayatlar bir kitaba sığmaz; onlar, bir milletin vicdanına yazılmış destanlara yakışır."
KİMLİĞİ VE BİR GENÇLİK YEMİNİ
Adı İsmail Güzel’di. Gencecik bir fidanken, ömrü baharında, ülküler uğruna adanmış bir hayatın timsali oldu. İstanbul’un kalabalık caddelerinde doğmuştu, fakat ruhu daha büyük bir idealin peşindeydi. Henüz 21 yaşındaydı; hayatının en verimli, en heyecanlı döneminde. Küçükçekmece’nin Kanarya semtinde ailesiyle ikamet eden bu delikanlı, sadece bir evlat değil, aynı zamanda yarınlara uzanan bir vizyonun da taşıyıcısıydı. O, sıradan bir öğrenci değildi; İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu’nun son sınıfında, hakikati kalemiyle savunmaya hazırlanan bir neferdi.
OCAKLARDA YÜKSELEN SES
İsmail Güzel, okul sıralarındaki başarısının yanı sıra, davasına olan derin bağlılığıyla da tanınıyordu. Küçükçekmece’deki Ülkü Ocakları Derneği’nde görev almıştı ve derneğin Sekreterlik makamını üstlenmişti. Bu görev, onun sadece bir idareci değil, aynı zamanda idealist gençliğin öncüsü ve sözcüsü olduğunu gösteriyordu. O, inandığı değerleri sadece savunmakla kalmadı, onları yüceltmek için de hayatının merkezine koydu. Onun duruşu, 1970’lerin karanlık ve çalkantılı günlerinde, kararlılığın ve cesaretin sarsılmaz bir örneğiydi.
SON VAZİFE VE KADERİN MİHVERİ
Takvimler 17 Ocak 1978 Salı gününü gösterdiğinde, İstanbul, bir kahramanlık anına tanıklık etmek üzereydi. O akşam, İsmail Güzel, ruhunu dinlendirmek ve Yaradan’a olan görevini yerine getirmek üzere Kanarya Büyük Camii’ndeydi. Akşam namazını kıldı, ibadetini tamamladı. O an, bir genç için hayatın dinginliği ve huzuru anlamına gelmeliydi; ancak dışarıdaki dünya, farklı bir kararla onu bekliyordu.
EĞİLMEYEN ONURUN ŞEHADETİ
Caminin sükûnetinden dışarı adım attığı anda, pusuda bekleyen karanlık bir gölge onu karşıladı. Düşünceleri ve davası nedeniyle hedef alınan Ülküdaşımıza, komünist unsurlar tarafından ilk olarak soğuk bir talep yöneltildi: Kimlik.
Bu bir sorgulama değil, bir yargılamaydı. O kimlik, sadece adını ve yaşını değil; duruşunu, ülkücülüğe olan adanmışlığını ve vatan sevgisini temsil ediyordu. İsmail Güzel, geri adım atmadı. Kimliğiyle birlikte, uğruna yaşadığı değerleri de ortaya koydu.
Kimliğin doğrulanması, ölüm fermanının imzalanması oldu. Zalimler, bu onurlu gencin yüzüne baktılar ve ardından hiç tereddüt etmeden ateş açtılar. Silahlar patladığında, vurulan sadece 21 yaşındaki bir öğrencinin bedeni değildi; namazdan çıkmış bir iman, bir milletin geleceği ve bir ocağın umut ışığı vurulmuştu. İsmail Güzel, inancından vazgeçmeyişinin, kimliğini saklamayışının bedelini canıyla ödedi. O karanlık gecede, Kanarya semti, Gazetecilik Yüksek Okulu’nun son sınıf öğrencisi, Ülkü Ocakları Sekreteri İsmail Güzel’in şehadetiyle ebediyete kavuştuğu yer oldu.
"21 yıllık bir ömür, vatan aşkıyla tutuştuğunda, zamanın ötesine geçer ve her 17 Ocak, o kahramanlığın hatırasını yeniden alevlendirir."