"Bazı hayatlar kısa sürer, ama attıkları imza sonsuzluğa uzanır."
KİMLİĞİ VE İHTİŞAMLI DURUŞU
O, Tokat topraklarının yetiştirdiği bir yiğitti; Turhal ilçesinin bağrından kopmuş, vatan aşkıyla tutuşmuş bir ruhtu. Adı Saygın Sümer’di. 1980 yılının karanlık ve fırtınalı günlerinde, sadece yirmi beş bahar görmüş, ancak çeyrek asırlık ömrünü davasına adamış bir kahramandı. Mesleği, gençliği ve umudu ne olursa olsun, Saygın Sümer’i tanımlayan tek sıfat vardı: Ülkücü. O, milletin geleceğine ışık tutan sönmez bir meşaleydi.
17 OCAK 1980: TURHAL’DA SON SOHBET
Takvimler 17 Ocak 1980’i gösteriyordu. Memleketinin Turhal Şehir Kulübü, o akşam, yaklaşan felaketin sessizliğine ev sahipliği yapıyordu. Saatler 20.30’u vurduğunda, Saygın Sümer, ülküdaşlık yeminini paylaştığı bir diğer yiğit, Dursun Şenol Yıldız ile omuz omuza oturmuş, geleceğe dair inançlarını fısıldıyordu. Bu, sıradan bir sohbet değil, bir adanmışlığın sessiz beyanıydı. Onlar, o gece, memleketlerinin kalbinde, hainlerin hedef tahtasına oturtulduklarını bilmiyorlardı.
KURŞUN SESLERİ VE SON DİK DURUŞ
Ne var ki, milletin birliği ve bütünlüğüne düşman olan karanlık güçler, o kulübün kapısına zehirli nefretleriyle dayandılar. Komünist militanlar, hiçbir uyarıya, hiçbir insani değere sığmayan bir alçaklıkla, oturdukları yerde savunmasız iki kahramana yaylım ateşi açtı.
Saygın Sümer’in son anı, geri adım atmayan, teslim olmayan bir duruşun simgesi oldu. Bu kalleş saldırı karşısında, o iki ülküdaş, bir an olsun tereddüt etmedi. Onlar sadece vücutlarını kurşunlara siper etmekle kalmadılar, aynı zamanda ülkülerinin ölümsüzlüğünü de ispatladılar. Saygın Sümer, Tokat-Turhal’da, tam yirmi beş yaşında, arkadaşı Dursun Şenol Yıldız ile birlikte şehadet mertebesine yükseldi.
Bu katliam, sadece bir gece vakti iki hayatı söndürmedi; aynı zamanda o dönemin zorlu koşullarında ülkü uğruna verilen mücadelenin ve ödenen büyük bedelin de tarihe kazınmış bir kaydı oldu.
Geride kalan tek yankı, şehadetin mühürlediği o sarsılmaz bağın fısıltısıydı: ÜLKÜDAŞIMA...
"Onlar sadece bir gece vakti düşmediler; bir milletin hafızasına kahramanlık mührünü vurdular."