"Bazı yirmi yaşlar, bir asırlık imanı sığdırır kısa bir nefese; Ahmet Çebi, adanmışlığın destanıdır."
DOĞUM VE KARARLILIK TOHUMU
Anadolu’nun kadim direniş merkezlerinden, Karadeniz’in hırçın dalgalarının dövdüğü toprakta, Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Takvimler, onun yirmi baharını sayarken, o, sadece bir genç değil, ülkü denilen büyük davanın sarsılmaz bir neferiydi. O’nun hikâyesi, sadece rakamlardan ibaret değildi; O, 16 Ocak 1979’da, henüz hayatının zirvesine dahi ulaşmamışken, geleceğin üzerine bir kahramanlık mührü vurdu.
YURDUN VE ÜLKÜNÜN YİĞİT NEFERİ
Ahmet Çebi, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin çetin yollarında ilim tahsil eden bir öğrenciydi. Ancak onun mücadelesi sadece ders kitaplarıyla sınırlı değildi. Trabzon Öğrenci Yurdu’nun soğuk duvarları arasında, sadece barınmıyor, bir duruş inşa ediyordu. 20 yaşının tüm enerjisini ve disiplinini adadığı hayatında, Tekvando sporuyla yoğrulmuştu. O, yalnızca bir öğrenci değil, aynı zamanda bir spor kulübünün de antrenörüydü. Bu disiplin, bu yılmaz fiziksel kuvvet, onun sadece bedenini değil, aynı zamanda ruhunu da çelikleştirmişti; biliyordu ki, vatan sevgisi bedel ister, dik duruş ister.
SON ADIM: TABAKHANE'DEKİ MEYDAN OKUMA
Takvim yapraklarının o meşum günü, 16 Ocak 1979’u gösterdiğinde, Trabzon Tabakhane semti, tarihin en ağır pusularından birine şahitlik etti. O gün, ülkücü gruba alçakça ve aniden ateş açıldı. Detaylar karanlıkta kalmış olabilir, hangi namludan çıktığı bilinmeyen o kurşunlar, hangi sebebe hizmet ettiği meçhul kalan o saldırı; tarihin sisli sayfalarında gizli kalsa da, Ahmet Çebi’nin o an verdiği karar, bir destan gibi ortadadır.
O, geri çekilmedi. O, siper aramadı.
O, inandığı değerler için ateş çemberine yürüdü.
YÜREĞİNDE TAŞIDIĞI VEDA
Ateş kesildiğinde, fedakârlığın bedeli ödenmişti. Silahlar susmuştu ama o, sonsuzluğa giden yolculuğunda konuşmaya başlamıştı.
Ahmet Çebi, en kutsal yerine, kalbine isabet eden bir kurşunla ağır yara almıştı. Henüz yirmi yaşında, bir ülkü uğruna verdiği sözün son nefesini vermiş, inandığı değerler için en ağır bedeli ödemişti.
O an, sadece bir genç düşmedi yere; o an, kendinden önceki yüzlerce kahramanın yürüdüğü yolda, Şehitler Kervanının 700’üncü şanlı halkası oldu. Trabzon’un yiğit evladı Ahmet Çebi, adını sadece tarihe değil, kahramanlık bilincine kazıdı.
"Bedenler düşer, ama kalpten vuran kurşunlar, inançları asla öldüremez. Ahmet Çebi, 700. kez kanıtlanmış bir yemindir."