"Bazı yollar, 20 yaşında bir kalbe sığmayacak kadar büyük bir yemindir. O, yeminine sadık kaldı ve genç ömrünü sancağın gölgesine adadı."
ISPARTA'DAN YÜKSELEN YEMİN VE ADANMIŞLIK
Anadolu'nun çetin topraklarından, Isparta'nın Bedre/Beydere (Gökçe) köyünden bir yiğit doğdu: Raşit Gündüz. Onun hikayesi, sadece bir ömür değil, imkansızlıklar karşısında eğilmeyen bir iradenin destanıdır. Daha 20 yaşındaydı; ancak sırtında taşıdığı sorumluluk, çağının en zorlu mücadelelerinden biriydi. Isparta’da ilkokul ve liseyi bitirdikten sonra, o dönemin çaresizliklerine boyun eğmedi. Gündüzleri Köy Hizmetleri'nde alın teri dökerken, geceleri Isparta Eğitim Enstitüsü'nün yolunu tuttu. Dershanelerde kurslar görerek, adeta tırnaklarıyla kazıyarak kendine bir yol açtı. Onun gayesi sadece okumak değil, fikri mücadelenin en ön saflarında yer almaktı.
KARADENİZ'İN FIRTINALI LİDERİ
Fedakârlığının ve azminin ödülü Karadeniz’in kapılarını açtı. Raşit Gündüz, Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi öğrencisi oldu. Ancak o, dört duvar arasına sıkışıp kalacak sıradan bir öğrenci değildi. Kısa sürede ülküdaşlarının güvenini kazandı ve çalkantılı 1979 Türkiyesi’nde, KTÜ Öğrenci Birliği’nin başkanı olarak davasının kalkanı oldu. O, fırtınanın ortasında dik duran, sözüyle, duruşuyla yüzlerce gence yol gösteren bir liderdi. Trabzon'un tehlikelerle örülü sokaklarında, inancının bayrağını en yükseğe taşıdı.
O KARANLIK GÜN: TRABZON’DAKİ SON DERS
Takvimler 15 Ocak 1979’u gösterdiğinde, Trabzon üniversiteleri bir barut fıçısıydı. O gün, Raşit Gündüz, arkadaşlarıyla birlikte sınıfında, dersinin başındaydı. Ortamın gerginliği öylesine büyüktü ki, üniversitede dahi jandarma nöbet tutuyordu. Ne var ki, kararlılıkla okulu basan devrimci solcu-komünist militanlar, ülküdaşlarımıza vahşice saldırmaya başladılar. Raşit, her zaman yaptığı gibi, ön saflara fırladı.
KAHRAMANIN İHANETLE SINAVI VE SON VURUŞ
Raşit Gündüz, ülküdaşlarını koruma mücadelesi verirken, kaderi trajik bir ihanetle mühürlendi. Sadece düşmanla değil, beklemediği bir darbeyle sarsıldı. Saldırı anında, okulda nöbet tutan jandarmalardan biri, beklenmedik bir şekilde, Raşit’in gözünün üstüne dipçikle vurdu. O kahraman, bu alçak darbenin etkisiyle arka üstü düştü ve başından ağır yara aldı.
Düşmanın alçaklığı burada bitmedi. Yere serilmiş, yaralı ve bilinci zayıflamışken, arkadan yaklaşan üç devrimci solcu-komünist militan, bıçaklarını çekti. Korkakça ve kalleşçe, 20 yaşındaki yiğidi kalbinden bıçakladılar. Raşit Gündüz, hem ihanetin hem de düşman vahşetinin hedefi olmuştu.
İLGİSİZLİĞİN ÖLÜMÜ VE EBEDİ YEMİN
Ağır yaralı halde hastaneye kaldırıldı. Ancak bu, onun kaderinin son dramatik perdesi oldu. Kurtarılması gereken bir kahramanken, ilgisizliğe mahkûm edildi. Hastane personeli, bu yiğide bakmayı reddetti. Raşit Gündüz, aldığı bıçak darbelerinden daha çok, etrafındaki soğuk kayıtsızlığın kurbanı oldu. Kanı durdurulamadı, hayatı yavaşça çekildi. 15 Ocak 1979’da, kalbinden yaralanan ve kan kaybından şehit düşen Raşit Gündüz, son nefesiyle, davasına olan sadakatini ispatladı. O, 20 yaşında, mücadeleyle geçen kısa ömrünü, Trabzon'un soğuk bir kış gününde, ülkesinin geleceği uğruna teslim etti.
"O, ne bıçaklara yenildi ne de düşmanın kurşununa; Raşit Gündüz, sadece kayıtsızlığın karanlığında yitip gitmeyi reddederek adını 15 Ocak 1979 tarihine, büyük bir fedakârlık destanı olarak yazdırdı."