"Kimi zaman bir adım, bir milletin kaderinden daha ağır basar. O adım, silahsız da atılsa, zulmün üzerine yürüyüşün destanı olur."
SOYUNUN MİRASI VE YİRMİ İKİ BAHAR
O, sadece bir toprak parçasına değil, tarih boyunca süren bir direnişin mirasına doğmuştu. Saadettin Manga, kökleri Batı Trakya’nın kadim topraklarına uzanan, zorunlu göçün acısını iliklerinde hissetmiş bir ailenin evladıydı. Edirne’nin Uzunköprü ilçesi, onun ilk nefesi ve son durağı olacaktı. Hayatının baharında, henüz yirmi iki yaşındaydı. Gençliğinin en dinamik çağında, vatan borcunu ödemiş, askerlik görevinden yeni dönmüştü. Önünde uzun, aydınlık bir hayat beklerken, o, kendini karanlığa karşı durmaya adamıştı.
YÜREĞİNDEKİ MİLLİ YEMİN
Saadettin için var olmak, ülküye inanmak demekti. O, sadece Edirne’nin bir genci değil, davasının sarsılmaz bir neferiydi. Ülkü Ocakları Derneği’nin şerefli bir üyesi olarak, adını kanla yazılan milli yemin defterine yazdırmıştı. Onun idealleri, sadece kuru bir siyasi inanç değil, zorla göç ettirilen atalarının vatan aşkını geleceğe taşıma sözüydü.
ŞEREF VAKTİ: SİLAHSIZ ÇIKIŞ
Tarih 12 Ocak 1978’i gösterdiğinde, Edirne’nin üzerine bir ihanet gölgesi düştü. Saadettin, ağabeyisine ait dükkânda, günlük hayatının rutinini yaşarken, vicdanının sesi onu çağırdı. Haber acıydı: Komünist militanlar, lise çıkışında en savunmasız anlarında, ülküdaşlarına alçakça bir pusu kurmuşlardı.
İşte tam o anda, bir kahraman doğdu. Saadettin Manga tereddüt etmedi. Silahlı bir tehlikeye karşı koşarken, üzerinde ne bir kurşun, ne de kendini savunacak benzeri bir alet vardı. Olsun. Onun cebinde çelik yoktu, lakin göğsünde imandan örülmüş bir zırh ve sonsuz bir kardeşlik sevgisi taşıyordu.
O, ateşe doğru, silahsız ve kararlılıkla yürüdü. Amacı ne savaşmak ne de can almaktı; amacı, düşmanın pususunda kalan kardeşlerinin arasına bir duvar gibi girmekti.
EDİRNE'DE SON NEFES VE İHANET
Cesaretin bedeli ağır oldu. Komünist militanlar, silahsız bir yiğidin kararlılığı karşısında panikleyerek namlularını ona çevirdi. Açılan o hain ateş, Saadettin’in 22 yıllık kısa ömrünü hedef aldı. Vurulmuştu.
Ancak talihsizlik ve ihmal, bu kahramanlığa son darbeyi vurdu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Saadettin için zaman, kanla yarışıyordu. Ne var ki, müdahale edecek doktor bulunamıyordu. Başhekim, görev yerinde değil, o karanlık gecede kumar masasındaydı. Ülküdaşları, can çekişen kardeşlerini kurtarabilmek için, onu zorla hastaneye getirdiler.
Fakat her şey için çok geç kalınmıştı.
Silahlı düşman kurşunları dahi onu hemen alamamışken, bu ihmalin soğuk eli, onun son nefesini Edirne’de kesti. Saadettin Manga, 12 Ocak 1978’de, ülküdaşları için çıktığı o şerefli yolda, sadece militanların kurşunuyla değil, aynı zamanda görevi başındaki vicdansızlığın ihanetiyle de şehit oldu.
"O, hayatını bir dükkan köşesinde değil, Edirne’nin göğünde 12 Ocak’ın unutulmaz bir yıldızı olarak tamamladı. Saadettin Manga, adanmışlığın bedelidir."