“Vatan, sadece toprak değildir; genç bir yüreğin adandığı en yüce yemindir.”
ARTVİN'DEN YÜKSELEN SES
Kimi insanlar, doğdukları coğrafyanın inadını, azmini ve vefasını ruhlarında taşır. Ülkücü Şehit Orhan Bilici de Artvin’in sarp kayalıkları arasında, Şavşat ilçesinin kadim Kireçli köyünde bu ülküyle yoğrulmuştu. O, Anadolu’nun derinliklerinden kopup gelen, sırtında memleketinin dürüstlüğünü taşıyan bir fidandı. Ancak kader, bu genci sadece doğduğu topraklara değil, büyük bir davanın çetin mücadelesine de çağırmıştı.
BURSA'NIN IŞIK KAYNAĞI
Henüz hayatının yirminci baharındaydı. Yirmi yaş, düşlerin en yüksek, inancın ise en saf olduğu çağdır. Orhan Bilici, Bursa Eğitim Enstitüsü’nün sıralarında sadece bir öğrenci değildi; o, ülkücü hareketin kalbine bilgelik ve şefkat taşıyan bir kılavuzdu.
Zekâsıyla, derin bilgisiyle ve çevresine yaydığı sevgiyle Bursa’da gönülleri fethetmişti. Liseli ülkücü gençler için o, sadece bir lider değil, karanlık günlerde yol gösteren, bilge bir ağabeyiydi. Kuru nutuklar yerine, vatan sevgisinin ve ahlakın esaslarını anlatan, yüreklere dokunan sohbetler verirdi. Orhan, şiddetin değil, fikrin ve iradenin kalesi olmayı seçmişti; o, bir neslin zihnini aydınlatan bir meşaleydi.
12 OCAK 1978: BİR YÜREĞİN DİRENİŞİ
Tarih 12 Ocak 1978’i gösterdiğinde, Türkiye’nin üzerine adalet değil, kaos çökmüştü. O gün Bursa sokakları, hain bir pusuya tanıklık edecekti. Orhan Bilici, ülkücü duruşundan zerre taviz vermeden dimdik ayaktayken, kendilerini sahte bir maske ardına saklayan güçler harekete geçti.
"Barış ve özgürlük havarileri" kisvesi altında şiddet yayan, kin ve nefretle beslenen komünist militanlar, pusularını kurmuştu. Onlar, yıkmak ve bölmek istiyorlardı; Orhan ise yaşatmak ve birleştirmek.
GÖZ GÖRE GÖRE YÜKSELİŞ
O gün, CHP’nin lokalinden çıkan karanlık eller, Orhan Bilici’nin üzerine yürüdü. Bu, ne bir tesadüf ne de gizli bir saldırıydı. Bu, bir yiğidin kararlılığını susturmak için tasarlanmış alçakça bir infazdı.
En büyük trajedi ve en büyük kahramanlık anı, bu saldırının ortasında saklıdır: Orhan Bilici, adaleti temsil etmesi gereken polisin gözleri önünde, kurşunlanarak şehit edildi. Gencecik bir eğitim neferi, henüz 20 yaşında, vicdanı ve inancı uğruna canını feda etti. O an dökülen her damla kan, ülkücü duruşun bedelini ödediğini gösteren unutulmaz bir yemin oldu.
Bedenini Bursa’da bırakarak ruhu göğe yükselen Orhan Bilici’nin naaşı, asıl yuvasına, Artvin’in Şavşat ilçesi Kireçli köyüne, sessiz ve onurlu bir vedayla toprağa verildi. O, bir öğrenci olarak başladığı hayatını, çağın karanlığına karşı duran bir şehit olarak tamamladı.
“Bir yiğit düşebilir, ama onun bıraktığı iz, koca bir neslin yolunu aydınlatır.”