"Bazı genç ömürler kısa sürse de, verdikleri mücadele çağları aşar; onlar, uğruna can verdikleri davanın ebedi bekçileri olarak kalırlar."
ADANMIŞLIĞIN GENÇ YÜREĞİ
O, sadece 23 yaşında bir öğrenci değildi; o, Sivas’ın çetin topraklarında yeşeren bir inancın, Sinan Savaş’ın ta kendisiydi. Tarih 11 Ocak 1977’yi gösterdiğinde, henüz hayatının baharında, geleceğe dair umutları Sivas Eğitim Enstitüsü sıralarında yeşertirken, kendisini bekleyen destansı sona doğru yürüdüğünü belki de biliyordu. O’nun hikayesi, gençliğini bir ideale adamış olmanın yüksek bedelini ödeyenlerin sarsılmaz kararlılığının ispatıdır.
YOKSULLUKTAN DOĞAN İNANÇ
Sinan Savaş, Sivas’ın İmranlı ilçesinde, yokluğun ve zorluğun kol gezdiği bir yuvadan çıkıp gelmişti. Yoksul bir ailenin evladı olması, onun azmini ve okuma isteğini köreltmemiş, bilakis, inandığı değerlere olan bağlılığını çelikleştirmişti. O, sadece kendi geleceği için değil, memleketinin geleceği için de mücadele eden, idealist bir öğrenciydi. Kitapları tuttuğu elleri, aynı zamanda vatanın geleceği için de bir meşale tutuyordu.
İMRANLI'NIN ÜZERİNDEKİ GÖLGE
Memleket toprakları, o yıllarda karanlık bir gölgenin baskısı altındaydı. İmranlı’da, gerilimin dorukta olduğu günlerde, Sinan Savaş evine, ailesinin yanına dönmüştü. Ancak dönüşü, sadece hasret gidermek için değildi; o, davasının merkezindeydi. Şehadetinden yalnızca bir gün önce, ülkücü gençliğin toplandığı İmranlı Ülkü Ocakları hedef alınmış, korkakça bir eylemle bomba atılmıştı. Bu saldırı, yaklaşan fırtınanın en net işaretiydi. O bölge artık sadece yaşadığı yer değil, yürünmesi gereken bir ateş çemberiydi.
ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ: 11 OCAK 1977
Takvimler, İmranlı’yı yasa boğacak o karanlık günü, 11 Ocak 1977’yi işaret etti. Ailesinin sıcaklığında kısa bir mola vermişken, kin ve nefretle bilenmiş eller onu buldu. Sinan Savaş, komünist militanlar tarafından kurulan hain bir pusuya düştü. O’na karşı, karşısında tek başına durduğu bir ordunun acımasızlığıyla saldırıldı. Çapraz ateşe tutularak, genç bedeni davasına siper oldu. O an, sarsılmaz inancını canıyla mühürledi ve geride, davasından asla dönmeyen bir kahramanın destanını bıraktı.
O gün, İmranlı’nın kışı, Sinan Savaş’ın kanıyla ısınmış ve vatan toprağına karışmıştır. Genç bedeni, doğum yeri olan İmranlı’da toprağa emanet edildi.
"O artık bir isim değil, 23 yaşında ölümsüzleşen, fedakarlığı ve cesaretiyle yolumuzu aydınlatan sönmez bir Sivas yıldızıdır."