"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz, inandığı değerler uğruna bir destan olarak yazılır."
KİMLİĞİ VE YÜKSEK İDEALLERİ
Bu toprakların ruhunu taşıyan her genç gibi, O da geleceğe adanmıştı. Adı Yunus Ceylan’dı. Doğduğu topraklar olan Ankara’nın Elmadağ ilçesinde yeşeren bu idealist ruh, henüz 22 yaşındaydı. Gözleri umut dolu, kalbi vatan sevdasıyla çarpan bir öğrenciydi; Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu’nun sıralarında sadece ders değil, aynı zamanda büyük bir davanın onurunu taşıyordu. O, inandığı değerler uğruna bedel ödemeye hazır bir Ülkücü Şehit adayıydı.
MÜCADELENİN ATEŞ ÇEMBERİ
Milletin geleceği için verilen çetin mücadelenin tam ortasında, 02 Ocak 1976 günü, Yunus Ceylan canını ortaya koydu. O gün, ODTÜ ve Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuyan komünist militanlar tarafından hedef alındı. Bu bir çatışmadan öte, karanlık bir pusu, ideallere sıkılan bir yaylım ateşiydi. Yunus Ceylan, bu vahşi saldırı karşısında sarsılsa da, geri adım atmadı. Vücuduna isabet eden kurşunlarla ağır yaralandı ve hastaneye kaldırıldı. Genç bedeni kanlar içinde kalsa da, ruhu dimdik ayaktaydı.
HASTANEDE ZULÜM VE SON DİRENİŞ
Yunus, fedakar bir yürekle Hacettepe Hastanesi’ne ulaştırıldı. Yaşama bağlılığı öylesine güçlüydü ki, durumu ilk başta iyiye gitmeye başlamıştı. Ancak kaderin en acımasız sınavı burada ortaya çıktı. Dışarıdaki düşman kurşunları yetmemiş gibi, bu kez de ideolojik nefret, şifa yuvasının içine sızmıştı. Komünist doktorların ve sağlık personelinin, hastanede "güvenlik bulunmadığını" bahane ederek başlattığı direniş ve engelleme, bir kahramanın yaşam mücadelesine karşı kurulmuş soğuk bir barikat oldu.
Yunus Ceylan, iyileşme yolunda olmasına rağmen, bu insanlık dışı direniş yüzünden bakımsız bırakıldı. Onun hayatı, bir idealin uğruna çarpışmasından sonra, ideolojik bir zulmün pençesine düşmüştü. Bir yiğit, yaralarını sarması gereken yerde, düşmanın kasıtlı ihmaliyle, ağır ağır ölüme terk edildi.
ONUR DOLU ŞEHADET
Dokuz gün süren bu çile dolu bekleyiş ve kasıtlı ihmal, genç kahramanın gücünü tüketti. Vatanına adanmış 22 yıllık kısa ömrü, en trajik şartlarda son buldu. 11 Ocak 1976 günü, Yunus Ceylan, sadece kurşunların değil, aynı zamanda ihmalin ve ideolojik ihanetin şehidi olarak Rabbine yürüdü.
Onun cenazesi, doğduğu topraklara, Elmadağ Çaykur Mezarlığı’na defnedildi. O, davası için canını feda eden, ancak en önemlisi, şifa bulma hakkı dahi elinden alınarak şehit edilen, unutulmaz bir adanmışlığın timsali olarak tarihe geçti.
"Yunus Ceylan’ın ismi, sadece kurşunlarla değil, ihmal ve ihanetle de sınanmış bir adanmışlığın mühürü olarak tarihe kazınmıştır."