"Bazı ruhlar, doğdukları topraklara sadece yaşamak için değil, bir yeminin ebedi nöbetçisi olmak için gelirler."
KONYA'NIN YİĞİT EVLADI: KİMLİĞİ VE YEMİNİ
Konya'nın bereketli topraklarında doğdu. Mesleğinde serbest, ruhunda ise tam bir davaya bağlıydı. O, Serbest Meslek sahibi Veli Bülbül’dü. Ancak Veli Bülbül’ü tanımlayan, kazancı ya da mesleği değil, yüreğindeki sarsılmaz imandı. O, Konya Ülkücü Gençlik Derneği’nin adanmış bir üyesiydi; üyeliğini sadece bir kimlik değil, taşıdığı kutsal bir sorumluluk olarak görüyordu. Gençliğini, ülküleri uğruna çetin bir mücadeleye adamıştı.
ADANMIŞLIĞIN İLK SINAVI
Veli Bülbül, hayatının en mutlu eşiğindeydi: Yeni evlenmişti. Mutluluğun ve kurulan yuvanın getirdiği tatlı huzur, ne yazık ki karanlık bir gölgeyle sınandı. O, tehlikenin kol gezdiği sokaklarda, Meram’da bir alışveriş sırasında ilk hain saldırıya uğradı. Değişik yerlerinden yara aldı; ancak bedenindeki yaralar ruhundaki cesareti zedeleyemedi. O pusudan yaralı kurtuldu. Geri çekilmek yerine, duruşunu daha da sağlamlaştırdı. Veli Bülbül, canının kıymetli olduğunu biliyordu, ancak davasının kıymeti canından üstündü.
10 OCAK 1979: KADERİN ÇAĞRISI
Takvimler 10 Ocak 1979’u gösterdiğinde, Konya’nın sabahı sıradan bir güne uyanıyordu. Saatler 10.00’ı gösterirken, Veli Bülbül'ün inanç yolculuğu kaderinin en çetin sınavına varmıştı.
Düşman, adaletle değil, karanlık bir pusuyla yaklaştı. TSİP’in yan kuruluşu olan SGB komünist örgütünün Konya şubesi üyelerinden, hain İsmail Demiroluk, bu vatan evlatlarını hedef aldı. Bu bir çatışma değil, bir infazdı.
SON DİRENİŞ VE EBEDİ NÖBET
Otomatik silahın acımasız namlusu, Veli Bülbül ve ülküdaşı Mustafa Ölmez’e çevrildi. O karanlık an, detayları zamana karışmış olsa da, o kahramanların tavrını saklayamaz: Hain ateş yağmuru başladığında, Veli Bülbül, davasına olan sadakatiyle dimdik durdu. O saniyeler, birer mermi darbesi değil, bir kararlılığın ve cesaretin destansı mührüydü.
Saldırının şiddeti ağırdı. Veli Bülbül ve Mustafa Ölmez, aldıkları yaralar sonucu yere düştüler. Ancak onların bedeni düşse de, ruhları asla boyun eğmedi. Onlar, en kritik anda bile inançlarını terk etmeyen, fedakârlığın en yüce örneğini sergileyen iki kahraman oldular. 10 Ocak 1979, Veli Bülbül’ün bir Ülkücü Şehit olarak tarihe kazındığı gündü. O, Konya’da doğdu, Konya’da yaşadı ve Konya’nın toprağına, uğruna savaştığı ilkeler uğruna kanını akıtarak ebediyete kavuştu.
"Şehitler ölmez; onlar sadece, vatanın ebedi istirahatgâhında, inancın sonsuz nöbetine başlarlar."