"Bazı hayatlar, sadece yaşanmak için değil, kendinden sonra gelen nesillere onurlu bir miras bırakmak için, 19 yıllık gençliklerini bir sancağa dönüştürmek için vardır."
---
ÇEMİŞGEZEK'TEN ELÂZIĞ'A YÜKSELİŞ
1959 yılında, Tunceli’nin Çemizkezek ilçesinin bereketli topraklarında filizlendi onun hayatı. Şadi Yılmaz... Henüz çocuk yaşında, köyünün ilkokulunda ilimle tanıştı; ancak kaderi ve ailesinin geçim derdi, onu Elazığ’a doğru bir göç yolculuğuna çıkardı. O, ne zorluktan çekinen ne de sorumluluktan kaçan bir ruhtu. Elazığ’da tahsil hayatını sürdürürken, aynı zamanda ailesine destek olmak için alın teri döken, çalışkan bir neferdi. Onun ruhunda, ders kitaplarıyla harçlık kazanma mücadelesi yan yana yürüyordu; bu, onun olgun ve fedakâr karakterinin ilk mührüydü.
GENÇLİĞİN VE İDEALİN SÖZÜ
Şadi Yılmaz, sadece derslerinde başarılı bir öğrenci değildi; o, davasının bayraktarıydı. Ağırbaşlı, efendi ve üstün ahlakıyla okul çevresinde saygı uyandırıyordu. Lise çağlarında olmasına rağmen, yüklendiği sorumluluk ağırdı: Elazığ Ülkücü Gençlik Derneği Ortaöğretimden Sorumlu Başkan Yardımcısı idi. O, gençliğin geleceğe dair inancını temsil ediyordu. Kalemi, emeği ve duruşuyla, karanlık günlerin üzerine bir ışık gibi doğmaya çalışıyordu. O, idealin sadece konuşmakla değil, yaşamakla mümkün olduğunu gösteren adanmış bir ruhtu.
SON ADIM: KARANLIĞA YÜRÜYÜŞ
Takvimler, o kara kış gününü, 06 Ocak 1978'i gösteriyordu. Elazığ, sarsılacağını bilmeden sıradan bir Cuma gününü yaşıyordu. Şadi, okuldaki vazifesini tamamladıktan sonra arkadaşlarıyla vedalaştı. Evine gitmek için, okulun arka tarafından geçmek zorundaydı; bu, her günkü rutiniydi, fakat o gün, kaderin pusu kurduğu yoldu.
Bilmiyordu ki, ideallere kurşun sıkmayı hayat felsefesi edinmiş, vicdanları körleşmiş bir güruh, alçakça bir plan yapmıştı. 7 kişilik komünist bir grup, karanlığın siperine sığınarak, henüz 19 yaşındaki bu tertemiz gence pusu kurmuştu. O, evine, ailesine ve yarım kalmış defterlerine yürürken, düşmanın korkak gölgesi ardında bekliyordu.
7 KURŞUNLA MÜHÜRLENEN DESTAN
Pusuyu kuranlar, vicdanlarının titremesine izin vermeden silahlarını ateşlediler. Kaçma fırsatı vermeden, mertlikle karşı karşıya gelmeye cüret edemeden, karanlığın içinden saldırdılar. Şadi Yılmaz’ın başı, inancının bedelini ödercesine hedef alındı. Tam 7 kurşun, 19 yıllık ömrün sığdığı o genç bedeni delip geçti.
O an, Elazığ’ın soğuk kaldırımları, bir kahramanın kanıyla ısındı. Şadi Yılmaz, geride ne bir pişmanlık ne de bir geri adım bırakarak, adını tarihe yazdı. O, öğrenciliğini, adanmışlığını ve gençliğini, 7 kurşunluk bir mühürle ebediyete taşıdı. Orada, görevini tamamlamış bir nefer olarak düştü; çünkü o, sadece canını değil, geleceğe dair tüm umutlarını da davası uğruna feda etmişti.
---
"Yere düşen her nefer, aslında göğe yükselen bir sancaktır. Şadi Yılmaz adı, 19 yaşında tamamlanmış bir yemindir; cesaretin ve fedakârlığın, 06 Ocak 1978’de Elazığ’a atılan ölümsüz imzasıdır."