"Bazı hayatlar sadece bir tarihe sığar; bazı tarihler ise bir milletin kalbine ebediyen kazınır."
KİMLİĞİNİN YAZDIĞI DESTAN
Bursa semalarında 06 Ocak 1980 tarihinde esen acı bir rüzgarın adıydı Cemal Üstündağ. O, zorlu bir dönemin çetin inanç kalesi, ülkü uğruna yürüyenler kervanının onurlu bir neferiydi. Cemal Üstündağ, sadece bir isim değil; fedakârlığın, kardeşliğin ve ideallere adanmışlığın sembolü olarak tarihin o çalkantılı sayfalarına "Ülkücü Şehit" unvanıyla kaydedildi. Onun kaderi, kardeşi Kemal Üstündağ’ınkiyle birleşmiş, kanları aynı toprakta, aynı dava uğruna akmıştır.
ALIN TERİ VE ADANMIŞLIK YEMİNİ
Onlar, büyük sözler söylemeyen, ancak duruşlarıyla devleşenlerdendi. Cemal Üstündağ’ın hayatı, Pazar’ın dar sokaklarında alın teriyle kazanılan onurlu bir meslekle, boyacılıkla örülmüştü. O, sadece ayakkabılara değil, davasına da temiz ve parlak bir bakış açısı getiriyordu. Kardeşi Kemal Üstündağ ise yolları arşınlayan bir şofördü; hayatı direksiyon başında mücadeleyle geçiyordu. Onlar, en zor zamanlarda bile makam ve mevki peşinde koşmayan, mütevazı meslekleriyle helal kazanç arayan, ancak inançlarından asla taviz vermeyen iki yiğitti. Maddi dünyaları küçük, ancak taşıdıkları ülkü ve yüreklerindeki cesaret sonsuzdu.
BURSA PİRENİR'DEKİ SON YÜRÜYÜŞ
Yıl 1980’e dönerken, memleketin üzerine kara bir perde inmişti. İdeallerin çatıştığı, sözün sustuğu ve namluların konuştuğu o karanlık dönemde, Cemal ve Kemal kardeşler, inançlarının bedelini ödemeye hazır bir duruş sergiliyorlardı. O meşum gün, 06 Ocak 1980, Bursa’nın Pirenir Semti, tarihin en acı vedalarından birine tanıklık etti.
KARDEŞLİK VE EBEDİ ŞEHADET
Olay Günü’ne dair detaylar, kahramanların o anki ruh halleri ve attıkları son adımlar, karanlıkta kalan sırlardır. Bilinen tek gerçek; iki yiğit kardeşin, hain bir pusuya, Komünist militanların alçakça ve silahlı saldırısına hedef olduğudur. Onlar tehlikeyi görüp kaçmak yerine, inandıkları değerler için omuz omuza durmayı tercih ettiler. Boyacı Cemal ve şoför Kemal, o gün mesleklerini değil, davalarını kuşanmışlardı. Saldırı aniden, kalleşçe gerçekleşti. İki kardeş, aynı semtte, Pirenir’de, aynı kaderi paylaştı.
Cemal ve Kemal Üstündağ, bir saniyede sonsuzluğa yürüdüler. Onların düşüşü, sadece iki canın kaybı değil, bir adanmışlığın destansı mühürüdür. Onlar hayatlarını, inançlarının ve kardeşliklerinin yüceliğini kanlarıyla mühürleyerek, Bursa’yı bir şehitler diyarı yaptılar.
"Onlar, ayakkabı boyası ve direksiyon başında geçen ömürleri değil; idealizm ve kardeşlik uğruna ödenen bedelleri ile hatırlanacak; isimleri, 06 Ocak 1980’in destansı fedakârlığı olarak yaşayacaktır."