"Bazı hayatlar kısadır; ancak o hayatların attığı tohumlar, bir milletin kaderini yeşertir."
DOĞUŞ VE YÜREK
Gaziantep’in yüreği, İslahiye’nin derinliklerinden yükselen bir adanmışlık fidanıydı İhsan Vuranoğlu. Yalnızca yirmi beş bahar görmüş bu çelik iradeli genç, Anadolu toprağının sadeliğini ve yiğitliğini taşıyordu. Mesleği bir "İşçi" olmakla birlikte, onun hayat defterindeki esas unvanı bir milletin geleceği için omuz verdiği neferlikti. O, sadece ekmeğini kazanan bir emekçi değil, davasının da en fedakâr işçisiydi.
ADANMIŞLIĞIN YILLARI
Henüz 1972 yılından itibaren, gençliğinin baharında bir yemin vermişti. Gözü pek bir kararlılıkla, ülkücü kuruluşların her kademesinde, hiçbir beklenti gütmeden görev aldı. Okul sıralarından ortaokul mezunu olarak ayrılmıştı, fakat bu durum onun ruhundaki bilgi açlığını dindiremedi; tam tersine, kitap okumaya duyduğu büyük sevgiyle, davasının fikri temellerini sarsılmaz bir şekilde inşa etti.
O, sadece bir üye değil, bir öncüydü. İslahiye’de, MİSK teşkilatının kurulmasına önderlik etti; zorlu coğrafyalarda dahi hakikatin ve adaletin sesini yükselten meşaleyi yakan kahramanlardan biriydi. Askerlik vazifesini tamamladıktan sonra kurduğu yuva, geleceğe dair umutlarının somut bir nişanesiydi. O, sadece ülküleri için değil, ardında bıraktığı o küçük dünya ve büyük vatan için savaşıyordu.
BİR İŞÇİNİN KUTLU YOLU
Takvimler, 05 Ocak 1978’i gösteriyordu. O gün, diğer binlerce gün gibiydi. İhsan Vuranoğlu, alın teriyle kazandığı rızkının ardından, evine, eşine ve yuvasına doğru yola çıkmıştı. Bu, sıradan bir işçinin günlük rutinidir; ancak o dönemin karanlık cenderesinde, vatanperver bir adamın attığı her adım, bir ateş çemberine yürüyüş anlamına geliyordu. O, tehditleri biliyordu, tehlikenin gölgesi altında yaşıyordu; ancak hak bildiği yoldan dönmeyi bir an bile düşünmedi.
PUSU VE SON NEFES
Ne var ki, milletin geleceği için yürüyen bu yiğit adamın önü, sinsice kesilecekti. Kahpe bir plan, alçakça bir pusu kurulmuştu. İki komünist militan, er meydanına çıkma cesareti gösteremeyip, en savunmasız anında, sırtını dönmüşken bekliyorlardı.
Silahlar ateşlendi. O an, bir işçinin kutlu yolu, sonsuzluğa uzanan bir destana dönüştü. Mermi, İhsan Vuranoğlu’nun tüm adanmışlığını, imanını ve cesaretini barındıran kalbine isabet etti. O, saniyeler içinde, hayatını uğruna vakfettiği topraklara kanını akıtarak düştü. İslahiye, o gün sadece bir evladını kaybetmedi; 25 yaşındaki bir yiğidin şehadetiyle, davanın sonsuzluğa uzayan mührünü vurdu. Geri çekilmediği, davasından vazgeçmediği için, düştüğü yerde bir abide gibi şehit oldu.
"05 Ocak 1978’de İslahiye’nin bağrına düşen her damla kan, bu vatanın unutulmayacak ebedi yeminidir."