"Bazı insanlar, sadece bir işçi olarak değil, bir sancağı taşımak üzere yola çıkarlar; o sancağın bedeli ise bazen üç günlük bir ömürdür."
KİMLİĞİ VE KUTSAL MİRASI
Mehmet Özbek. İzmir'in karanlık günlerinde parlayan, imanı çelikten bir işçiydi o. Doğduğu topraklar, Manisa'nın Turgutlu ilçesine bağlı, kadim Urganlı Kasabası'nda kök salmıştı. O, sadece evine ekmek götüren bir eş değil; aynı zamanda Türk Milliyetçiliği davasına adanmış, yüreğinde büyük bir aşk taşıyan bir ülküdaştı. Kaderi, 04 Ocak 1980'de, İzmir'in soğuk zemininde yazılacak, adını bir destanın başlangıcına mühürleyecekti.
ÜÇ GÜNLÜK ÇELİK İRADE
Adanmışlığın en zorlu sınavı, tehlikenin tam ortasına gönüllü olarak yürümektir. Mehmet Özbek, İzmir TARİŞ Fabrikası'nda işçi olarak göreve başladığında, bu gerçeği biliyordu. Fabrika duvarları, Kızıl ideolojinin ve DİSK’in hâkimiyetinde, adeta bir kale gibiydi. O, bu cepheye yeni gelmişti; yalnızca üç gün olmuştu ki, bileğiyle kazandığı helal lokmanın peşinde, inancının sancağını da taşımaya başlamıştı. Onun suçu, mesleği ya da tavrı değil; onun tek suçu, ruhunun derinliklerine işlemiş olan Türk Milliyetçisi ve Ülkücü kimliğiydi. O, yalnızca üç gün direnmiş, ancak bu üç gün, bir ömrün fedakârlığını taşımıştı.
İNANÇ UĞRUNA YAPILAN SEÇİM
Her zorlu ortamda, inanç, bir çatışma anı yaratır. O gün, fabrika içindeki zorbalığa ve fikri baskıya boyun eğmeyi reddeden Mehmet, aynı işyerinde çalışan komünist bir militanla karşı karşıya geldi. Bu tartışma, yalnızca bir anlaşmazlık değil, iki zıt dünyanın son hesaplaşmasıydı. O an, Mehmet Özbek biliyordu ki, geri adım atmak, temsil ettiği tüm değerlere ihanet etmek demekti. O, teslimiyet yerine, son sözünü söylemeyi seçti; duruşuyla meydan okudu. Bu kararlılık, düşmanın kinini harekete geçirdi.
YOLDA DÜŞEN KAHRAMAN
Tartışmanın hemen ardından, Mehmet Özbek, vicdanını susturamayan bir militanın acımasız yaylım ateşiyle hedef oldu. Karanlık, fabrikanın o anını bir ölüm çemberine çevirdi. Vücuduna tam altı kurşun isabet etti. Mübarek gövdesi, inanç uğruna altı farklı noktadan yaralanmıştı. O, yığılırken bile sarsılmaz duruşundan ödün vermedi. Ağır yaralı halde, hayata tutunma umuduyla hastaneye yetiştirilmeye çalışıldı. Ancak bu fedakâr işçinin, bu yiğit ülkücünün takdir edilen ömrü dolmuştu. Mehmet Özbek, hastaneye kaldırılırken yolda şehit düştü. O, İzmir'e sadece üç günlüğüne işçi olarak gelmişti; ancak 04 Ocak 1980’de, adını Türk Milletinin şeref defterine bir kahraman olarak sonsuza dek yazdırdı.
"Bazı yollar, yalnızca hastaneye değil, doğrudan cennete çıkar. Mehmet Özbek, altı kurşunla delinen gövdesiyle o kutlu yoldan yürüdü; geride bıraktığı ise, üç günlük bir direnişin destanıdır."