"Büyük davaların bedeli, yalnız yürünmesi gereken yolların sonunda kanla ödenir. İsmail Öksüz, bu bedeli bilerek, destanına yürüdü."
KAHRAMANMARAŞ'TAN YÜKSELEN SES
Kahramanmaraş’ın kadim topraklarında, Andırın ilçesinin Yeşilgurt köyünde yeşeren bir fidandı o. İsmail Öksüz. Gençliğini, ülkü idealine adayan, geleceğini omuzlarında taşıyan bir öğrenciydi. Hayalleri kitap sayfalarında, mücadelesi ise inancının derinliklerindeydi. Ancak 1979’un karanlık kışına doğru, onun aydınlık yoluna gölgeler düşürüldü.
DİYARBAKIR'A SÜRGÜN VE ADANMIŞLIK
Düşman, İsmail’in sadece bedenini değil, zihnini de esir almak istedi. Amacı basitti: Okumasını engellemek, sesini kısmak, idealini soldurmak. Bu niyetle, onu Diyarbakır Sağlık Koleji’ne sürgün ettiler. Bu bir okul değil, adeta bir tehlike çemberiydi; bir veda biletiydi.
Ancak bir kahraman, tehdidin büyüklüğüne bakarak geri dönmez. İsmail Öksüz, bu zorlu ve tehlikeli günlerin kendisini beklediğini bilerek, tereddüt etmeden Diyarbakır’a gitti. Çevre Sağlık Koleji ikinci sınıfında, davasının bayrağını en ön safta dalgalandırmaya devam etti. O, yalnızca bir öğrenci değil, baskıya boyun eğmeyi reddeden bir direnişçiydi.
ATEŞ ÇEMBERİNDEKİ YALNIZ MÜCADELE
İsmail Öksüz’ün mücadelesi, duvarların bile konuştuğu bir yalnızlığın içine sıkışmıştı. Düşman, onun kararlılığından öylesine korkuyordu ki, en alçakça yolu seçti. Bir ülküdaşının aktardığı, o karanlık anların dehşetini yansıtan bilgiye göre; komünist militanlar, rahmetlinin üzerine gelerek, soğukkanlılıkla tehdit ettiler: “Seni öbür tarafa göndereceğiz!”
O an, okulun koridorlarında korku hüküm sürdü. İsmail Öksüz, ideallerinin bedelini ödemek üzere ölüme götürülürken, kimseden yardım görmedi. Etrafta yankılanan sessizlik, onun fedakârlığının ne kadar büyük olduğunu haykırıyordu. O, her şeyin bittiği o son anlarda dahi, inancından vazgeçmedi ve teslim olmaktan imtina etti.
03 OCAK 1979: SON DİRENİŞ
Ve 03 Ocak 1979 günü geldi. Diyarbakır, bir yiğidin son nefesine tanıklık etti. İki devrimci solcu-komünist militan, bu yalnız kahramanın üzerine yaylım ateşi açtı. O, inandığı değerler uğruna kurşunların karşısında dimdik durdu. Aldığı ağır yaralar, onun yalnızca bedenini durdurabildi.
Ülkücü Şehit İsmail Öksüz, olay yerinde şehadet mertebesine yükseldi. Onun kanı, zulme ve teslimiyete karşı duranların unutulmaz mührü oldu. Hayatını bitirmek isteyenlerin aksine, İsmail Öksüz, ismini şeref sayfalarına, bir direniş meşalesi olarak kazıdı.
"Bazıları tarihe doğum ve ölüm tarihleriyle yazılır. İsmail Öksüz ise, yaşama idealini, ölümüyle mühürleyenlerin safında, ebediyen hür kalacaktır."