"Ömürler kısa olsa da, büyük davalar için atılan her adım, tarihe yazılmış destansı bir mühürdür."
KÖKLERDEN DOĞAN YÜREK VE İSTANBUL'A TAŞINAN DAVA
Mahir Tırıl... Adı, Sinop’un vakur duruşu, Boyabat’ın çelikten iradesi ve Engilekin Köyü’nün temizliğiyle anılan bir vatan evladıydı. O, sadece bir hayat kurmak için değil, inancının ve davasının ocağını yakmak için yola çıkmıştı.
Henüz 31 yaşında, hayatının en verimli çağındaydı. Evliydi ve geride bırakacağı iki fidanı vardı; ailesi, onun yüreğinin en kutsal köşesiydi. 1967 yılından itibaren İstanbul’un Şişli ilçesine, Gürsel Mahallesi’ne yerleşmiş, gurbet elde alın teriyle kendine bir yer edinmişti. Onun hikâyesi, Anadolu’dan kopup gelen, ancak toprağına olan bağlılığını asla yitirmeyen bir yiğidin destanıydı.
ŞEHİRDE KURULAN OCAK VE KARDEŞLİK YEMİNİ
Mahir Tırıl, sadece mesleğini icra eden bir esnaf değildi; o, hem evinin hem de işinin temel direğiydi. Yıllarca farklı yerlerde çalıştıktan sonra, hayat arkadaşlığı gibi iş arkadaşlığını da kutsadığı abisi İsmet Tırıl ile güçlerini birleştirdi. İstanbul, Osmanbey’de, Ebekızı Sokak’ta kurdukları "Burcu Pastahanesi," onların sadece geçim kaynağı değil, aynı zamanda ülkülerinin sessiz bir sığınağıydı.
O pastane, 1980’in karanlık ve zorlu kışında, Mahir’in kahramanlığının taçlanacağı son mevzi olacaktı. Mahir, o tezgâhın arkasında duruşuyla, cesaretiyle ve vatanına olan sarsılmaz sadakatiyle tanınırdı.
03 OCAK 1980: EBEKIZI SOKAK’TAKİ SON DİRENİŞ
Tarih 03 Ocak 1980 Cuma. Memleketin üzerine dehşet ve kargaşanın gölgesinin düştüğü o karanlık günlerden biriydi. Mahir Tırıl, pastanesinde, abisiyle omuz omuza, her zamanki gibi işinin başındaydı. Ancak o gün, Ebekızı Sokak’a huzur değil, ihanet ve kan dolusu bir baskın süzüldü.
Üç komünist militan, kin ve nefretle beslenen planlarını gerçekleştirmek üzere dükkâna saldırdı. Mahir Tırıl, kaçmayı ya da sığınmayı seçmedi. O, dükkânına giren hainlerin karşısında, 31 yıllık ömrüne sığdırdığı bütün inancıyla dikildi. O an, pastane tezgâhı, bir direniş kalesine dönüştü.
Abisi İsmet Tırıl ile birlikte, vatanına ve değerlerine yönelen tehdidin tam karşısında durdular. Gelen kurşunlar, sadece onların bedenlerine değil, bir milletin vicdanına isabet etti. Mahir Tırıl, o menfur saldırıda, abisiyle yan yana, vatanın birliği ve bütünlüğü uğruna canını feda ederek, şehitlik mertebesine yükseldi.
İKİ YİĞİT, YAN YANA EMANET
Mahir Tırıl, fedakârlığın en ağır bedelini ödemiş, ama aynı zamanda en yüce onura erişmişti. Şehadeti, onun davasına olan adanmışlığının bir mührü oldu.
İki yiğit kardeşin cenazesi, İstanbul’un şahitliğinde, Feriköy Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından ebediyete uğurlandı. Onlar, hayatta omuz omuza durmuşlardı; bu dünyadan ayrılırken de birbirlerinden kopmadılar. Feriköy Mezarlığı’nın kutsal toprakları, bu iki kahramanı yan yana kucakladı.
31 yıllık hayatına sığdırdığı baba sevgisi, esnaf dürüstlüğü ve sarsılmaz ülkücülüğü ile Mahir Tırıl; adını, 1980 yılının o acı günlerine silinmez harflerle kazıdı. O, geride iki yetim bırakarak gitse de, Türk milletinin hafızasına destansı bir kahramanlık dersi miras bıraktı.
"Şehitler ölmez; onlar sadece mekân değiştirir, ruhları ise vatanın her karış toprağında nöbet tutmaya devam eder."