“Bazı ruhlar, fırtınaya doğar; onlar için vatan, nefes almaktan daha büyük bir yemindir.”
YÜREĞİ SİNOP’TAN İSTANBUL’A TAŞINAN YEMİN
O, sadece bir esnaf değildi; o, davasının metropoldeki sarsılmaz kalesiydi. Sinop’un Boyabat İlçesi’nden, Engilekin Köyü’nden yola çıkan mukaddesat aşkı, İsmet Tırıl’ı İstanbul’un en çetin cephelerine taşımıştı. Henüz 37 yaşındaydı. Bir eş, iki masum çocuğun babasıydı. Ailesinin köklerinden gelen milliyetçi ve ülkücü duruş, onun hayatının mihveriydi.
DİRENİŞİN ADI: BURCU PASTANESİ
Şişli’de, Osmanbey Ebekızı Sokak’ta abisiyle birlikte işlettikleri Burcu isimli pastane, onun ekmek teknesi olduğu kadar, inancının da sığınağıydı. Gündüzleri halkına hizmet eden bir esnaf, geceleri ise ülkücü mücadelenin neferiydi. Bu adanmışlık, onu sıradan bir vatandaştan öteye taşıdı: İsmet Tırıl, bir dönem MHP Beşiktaş İlçe Teşkilatı Gençlik Kolları’nın başkanlığını yapmış, gençliğe rehberlik etmişti.
ATEŞ ÇEMBERİNDE BİR KARARLILIK DESTANI
1980’lere doğru giderek ağırlaşan karanlık, onun da kapısını defalarca çalmıştı. O, geri çekilmedi. O, vazgeçmedi. Defalarca canına kastedilmiş, tehdit edilmişti; ancak ruhundaki o destansı kararlılıkla her saldırıyı göğüslemiş, dükkanının kepengini her sabah aynı inançla açmıştı. O biliyordu ki, o günlerde pastanesi sadece bir iş yeri değil, düşmana karşı kurulmuş sivil bir siperdi. O, bu sivil cephede yılmadan bekleyen bir kahramandı.
03 OCAK 1980: HÜRRİYETİN SON NÖBETİ
O karanlık gün geldiğinde, takvimler 3 Ocak 1980’i gösteriyordu. İsmet Tırıl, abisiyle birlikte omuz omuza durduğu dükkanında, beklenen tehlike ile yüzleşti. Üç komünist militan, kin ve nefretle Burcu Pastanesi’ne baskın düzenledi. Bu, bir çatışma değil, inançlarına sahip çıkan iki kardeşe karşı alçakça düzenlenmiş bir kurşun yağmuru ve infazdı.
Kahraman Esnaf, abisiyle birlikte hayatının son anlarında dahi geri adım atmamış, vatan aşkının bedelini o an ödemişti. Kurşunlar bedenlerini delip geçerken, fedakarlıklarının adı ebediyete yazıldı. İsmet Tırıl, inandığı yolda, en güvendiği mekanda ve en yakınıyla birlikte şehadet mertebesine yükseldi.
YAN YANA UYKU VE MİLLETİN MÜHRÜ
İstanbul, o gün iki yiğit evladını uğurluyordu. Feriköy Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından, dürüstlükleri ve cesaretleriyle sembolleşen iki kardeşin naaşları Feriköy Mezarlığı’na taşındı. Onlar, bu vatana olan sevdaları için can verenler kervanına katıldılar ve ebediyete, yan yana, sarsılmaz bir bağlılığın nişanesi olarak defnedildiler. İsmet Tırıl, 37 yıllık ömrünü bir millet davasına mühürlemiş, adını tarihin şeref sayfalarına kazımıştır.
“Onlar ki, bu toprakların yeminini göğüslerinde taşıdılar; isimleri ebediyete, hatıraları milletin vicdanına mühürlenmiştir.”