"Bazıları sadece yaşar, bazıları ise geleceği inşa eder. Kemalettin Erdoğan, elindeki keskiyi bayrağa, yüreğindeki imanı ise çelikten bir kalkan yapmıştır."
I. ANAYURDUN ADANMIŞ OĞLU
Ankara’nın kalbinde, o kadim toprakların sadık bir evladı olarak doğmuştu. Kemalettin Erdoğan, henüz hayatının baharında, 23 yaşındaydı. Ulubey Mahallesi onun sığınağı, yurduydu. O, büyük idealler peşinde koşan bir aydındı; ancak mesleği, toprağa ve emeğe olan bağlılığının somut bir nişanesiydi: O, bir marangozdu, alın teriyle ekmeğini kazanan bir zenaatkâr. O, sadece ahşabı değil, milletinin geleceğini de şekillendirmeye ant içmişti.
II. MARANGOZUN YEMİNİ
Kemalettin, eli nasırlı bir işçiydi; fakat ruhu çelikten bir inançla örülmüştü. O, kuru bir biyografinin satırları arasına sıkışmış bir isim değil, Ülkücü İşçiler Derneği Siteler Şubesi'nin Başkan Yardımcısı olarak, ülkücü hareketin emek cephesindeki onurlu sesiydi. O, tezgâhından kalkıp, milletinin davası için mücadele eden, idealist bir neferdi. Onun görevi, sadece ahşap masalar yapmak değil, toplumsal düzenin ve kardeşliğin sağlam temellerini atmaktı.
III. SON YÜRÜYÜŞ
Takvimler, 02 Ocak 1978 akşamını gösteriyordu. Saatler 21.00’ı vurmuştu. Ankara soğuk ve karanlıktı. Kemalettin, yanına yoldaşı Şerafettin Şahin’i almıştı. Aydınlıkevler Ülkü Ocakları Derneği’nden ayrılmışlar, evlerinin bulunduğu Ulubey Mahallesi'ne doğru yola koyulmuşlardı. Bu yürüyüş, sıradan bir eve dönüş yolu değildi; bu, iki yiğidin, ideal ve yuva arasına gerilmiş tehlikeli bir köprü üzerindeki son yolculuğuydu. Onlar, yarınlara dair umutları omuzlarında taşıyarak, o karanlık sokağa adımlarını attılar.
IV. AYDINLIKEVLER SOKAKTA DİRENİŞ
Ancak, Aydınlıkevler Şehit Cemalettin Sokak’ta pusudaki ihanet bekliyordu. Beş komünist militan, iki genç ülkücünün yolunu kesti. Sayıca üstün olmanın ve karanlığın verdiği cüretle, silahsız ve hazırlıksız iki yiğide karşı alçakça bir saldırı başlattılar. Ateş açıldı.
O an, yoldaşı Şerafettin Şahin, kurşunların hedefi oldu ve olay yerinde, o kutlu sokakta şehadet şerbetini içti. Kemalettin Erdoğan, can dostunun yanı başında düşerken dahi, inancından zerre taviz vermedi. Yaralı bedeniyle dahi zulme karşı bir duruş sergiledi, ancak hain kurşunlar onu da ağır yaralamıştı.
V. VUSLAT VE EBEDİYET
Kanlar içinde kalan yiğit, apar topar Ankara Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Vücudu yaralıydı, ama ruhu yenilmezdi. Kemalettin, bir gün daha hayata tutunmak, yoldaşının intikamını almak istercesine savaştı. Bedenen marangoz, ruhen ise bir direniş kalesi olan bu genç adam, tüm tıbbi çabalara rağmen kurtarılamadı.
03 Ocak 1978 günü, o çetin mücadele sona erdi. Kemalettin Erdoğan, Şehit Kemalettin Erdoğan olarak tarihe geçti. 23 yıllık kısa ömrü, adanmışlığın ve fedakârlığın destansı bir imzasıyla mühürlendi.
Cenazesi, Ankara’nın sessiz bekçisi Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi. O, sadece toprağa verilmedi; o, milletinin hafızasının en onurlu köşesine, bir daha silinmemek üzere kazındı.
"O, sadece bir marangozdu, ama fedakârlığıyla öyle bir anıt dikti ki; ne zaman ne de ihanet onu yerinden oynatabilir."