"Bazı ruhlar, vatana adanmış bir yemini yüreklerinde taşıyarak, henüz baharında en büyük fedakârlığa yürür."
YEMİNİN İMZASI: MUSTAFA KARAMAN
Mustafa Karaman, adını şanlı bir direniş destanına yazdıracak olan o yiğit, toprakla olan bağını daha doğarken Kahramanmaraş'ta kurdu. O, sadece bu kadim şehrin bir evladı değil, aynı zamanda Uzunoluk mahallesinde kök salmış, davasının mücadelesini ailesinden devralmış bir gençti. Ağabeyinin dahi MHP yönetiminde yer alması, Mustafa’nın hayat yolunun sıradan bir hayat olmayacağını, adanmışlık ve hizmetle dolu olacağını daha en başından ilan ediyordu.
GENÇLİK, CİSİM VE ADANMIŞLIK RUHU
Bir dava adamının yalnızca ruhu değil, cismi de sağlam olmalıydı. Mustafa Karaman, bu düsturla yaşayan bir öğrenciydi; hem aklını hem de bedenini çelikleştiren biriydi. Kahramanmaraş Ticaret Lisesi’nden aldığı eğitimle ticaretin inceliklerini öğrenmiş, ancak ruhundaki irfan ateşi onu Gaziantep Eğitim Enstitüsü’ne taşımıştı. O, sadece okulların koridorlarında değil, aynı zamanda mücadelenin en zorlu alanlarında da dimdik durdu. Bir “Güreşçi” olması, onun sadece minderdeki rakipleriyle değil, karanlığın güçleriyle olan mücadelesinde de asla pes etmeyeceğinin somut bir ifadesiydi.
KAHRAMANMARAŞ'TA YANAN BİR IŞIK
Tarih 02 Ocak 1978’i gösterdiğinde, Kahramanmaraş’ın üzerindeki kara bulutlar giderek sıkılaşıyordu. Mustafa, Uzunoluk Çınarlı mahallesindeki evinde tek başına bulunuyordu; belki geleceğe dair planlar yapıyor, belki de davasının mücadelesini düşünüyordu. Ancak namertlik, cesaretin olmadığı yerde pusu kurar. O yiğit yalnızken, korkak eller bir bombayı onun evine doğru fırlattı.
Gökyüzü alevlerle, Kahramanmaraş ise ihanetin sesiyle sarsıldı. Mustafa Karaman, vatanına uzanan hançerlere karşı duruşunun bedelini ağır yaralarla ödemişti. Düşman, onu fiziksel olarak yaralamış, canını hiçe sayarak en temel hakkına tecavüz etmişti. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılması, mücadelenin daha bitmediğini düşündürüyordu.
İKİNCİ DARBE VE SON NEFES
Ne var ki, Mustafa Karaman’ın kaderinde sadece düşmanın bombasıyla sınanmak yoktu. Kahraman, hayat mücadelesi verirken, düşman en güvende olması gereken yere, hastanenin o beyaz ve soğuk duvarları arasına sızmıştı. Doktor kisvesi altındaki komünist hainler, yaralı yiğidi ameliyat masasında bekliyordu.
Bu, tarihin kaydettiği en karanlık suikastlardan biriydi. Dışarıdaki bomba yetmemiş, içerideki kin ve nefret, bilimi ve yemini kirletmişti. Ameliyat sırasında verilen narkoz, hain bir doz aşımıyla, Mustafa’nın zaten zayıf düşen vücuduna son darbeyi vurdu. O, sadece aldığı yaralar yüzünden değil, ihanetin soğuk eli yüzünden ameliyattan çıkamadı.
Mustafa Karaman, 02 Ocak 1978 günü, Kahramanmaraş’ta hem bombanın alevleriyle hem de arkadan vurulmanın acısıyla şehadet mertebesine yükseldi. Adı, mücadelesinde iki kez ölümle yüzleşenlerin, hem dışarıdaki düşmana hem de içerideki hainliğe karşı direnenlerin destanına yazıldı. O bir öğrenciydi, bir güreşçiydi, ama en önemlisi, davası için canını feda eden bir kahramandı.
"O, sadece bir bombanın alevleriyle sınanmadı; o, en masum yerde, şerefli davası uğruna hainliğin son darbesiyle tarihe geçti."