"Vatan, bir davadır; uğruna babanın sıcak yuvasını bile geride bıraktığın o kutsal yemin, şahadetin mühürlendiği andır."
KİMLİĞİ: ESKİŞEHİR'İN GENÇ YÜREĞİ
Eskişehir’in yiğit evladı, Ülkücü Şehit Yunus Şahan, 20 Ekim 1958’de bu topraklarda doğdu. Henüz 22 yaşındaydı. Gencecik bir üniversite öğrencisiydi o; hayat defterinin sadece birkaç sayfasını doldurmuş, ama ruhunu asırların mücadelesine adamış bir kahramandı.
BABA OCAĞINDAN DAVAYA DÖNÜŞ
Hayat onu, babasının çalışmak için gittiği gurbet illerine savurmuştu. Bir müddet sonra annesiyle birlikte babasının yanına gitti. Ancak kalbindeki vatan ateşi sönmedi. O, yabancı bir diyarda konfor içinde yaşamayı reddederek, babasından izin alıp memleketine geri döndü.
Yunus, geri döndüğünde, dönemin fırtınalı ve çetin Ülkücü mücadelesinin ortasına attı kendini. Bu dönüş, rahatlığa değil, adanmışlığa doğru atılmış bir adımdı. Kısa süre içinde karanlık güçlerin hedefi haline geldi; defalarca saldırıya uğradı. O, her yaranın izini, davasına olan bağlılığının nişanı olarak taşıdı.
REDDEDİLEN SON TEKLİF: ATEŞ ÇEMBERİ
Yunus’un babası izne geldiğinde, oğlunun üzerine çöken tehlike bulutunu gördü. Onun hayatı pahasına yürüdüğü bu ateş çemberinden çekip almak, tekrar gurbet illerinin güvenli kollarına götürmek istedi. Bu, Yunus’a sunulan son bir kurtuluş şansıydı; ama o, rahatı değil, hakkı seçti.
Yunus, gözünü kırpmadan babasının teklifini geri çevirdi. Zira onun için vatan, babanın sıcak yuvasından, can güvenliğinden daha kutsal bir sığınaktı.
KADERİN İKİ İŞARETİ: İLAHİ KORUMA
Karanlık eller onu susturmak için her yolu denedi. Bir defasında Yunus’u sıkıştırdılar, onu vurmak istediler. Tetiğe basıldı, ancak silah ateş almadı. Yunus, ecelin pençesinden kurtulmayı başardı.
Bu ilk uyarı değildi. 24 Aralık 1979 tarihinde komünist militanlar, Yunus’u bir kez daha çembere aldı. Silahlar çekildi. Ölüm, tam karşısında duruyordu. Aralarından biri silahını çekip ateşledi ama Takdir-i İlahi bir kez daha tecelli etti; silah ateş almadı.
İki kez, en ölümcül anda, gökyüzü onun yaşamasına izin vermişti. Yunus, bu mucizevi kaçıştan istifade ederek olay yerinden uzaklaştı. Bu anlar, Yunus Şahan’ın sıradan bir genç değil, kaderin büyük bir göreve hazırladığı bir nefer olduğunun ispatıydı.
SON YÜRÜYÜŞ VE ALİ RIZA CADDESİ
Ancak adanmışlığın bedeli ağırdı. Kaderin ikinci işaretinden yalnızca bir hafta sonra, Yunus Şahan, Yenidoğan Mahallesi Ali Rıza Caddesinde kurulan Salı Pazarı'nda yürüyordu. Hayatın en sıradan akışının yaşandığı bu yerde, DEV-SOL militanları pusu kurmuştu.
Onlar, yüzleşmek yerine, gaddarlığı seçti. Bıçaklarla saldırdılar. Yunus, onuruyla direndi, ama aldığı ağır yaralarla kanlar içinde yere yığıldı.
01 OCAK 1980: HAKKA YÜRÜYÜŞ
Ağır yaralı ülküdaşımız hemen hastaneye kaldırıldı. O, düşmanın ateşinden ve soğuk çeliğinden kurtulmuştu. Ancak hayat damarı, yattığı hastane yatağında, acı bir ihmalle son buldu. Doktorların dikkatsizliği sonucu yaşadığı kan kaybı, Yunus Şahan’ı şehadete taşıyan son darbe oldu.
O, düşmanının silahıyla yenilmeyi reddetti; ama ömrü, bir ihmal neticesinde 1 Ocak 1980 tarihinde sonlandı. Gençlik destanının son satırını, yeni bir yılın ilk gününde, kendi kanıyla yazdı. Yunus, gurbetin rahatlığını geri çevirip, vatanın mücadelesini kucaklayan bir kahraman olarak, sadece 22 yaşında iken ölümsüzleşti.
"O, canını feda etti ki, uğruna aile sıcaklığını reddettiği toprağın her zerresi hür kalsın. Adı, o karanlık günlerdeki cesaretin unutulmaz bir yemini olarak yankılanacaktır."