"Bazı hayatlar uzunluklarıyla değil, milletinin kaderine ne kadar ışık yaydıklarıyla ölçülür."
MİLLETİN KADERİNE ADANAN GENÇ BİR YÜREK
Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinden fırlayan, fakat Anadolu’nun tüm ufkuna adanmış genç bir ruhtu o. Adı, Ömer Metin Karatepe. Takvimler onun 23. baharını gösterirken, yüreği çelikleşmiş, idealleri uğruna kısa kesilmiş bir ömür vadetmişti. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin zorlu eğitimini tamamladığında, elinde tuttuğu diploma sadece bir meslek belgesi değil, geleceği inşa etme yeminiydi. O, milletine hizmet etmeyi, sadece bir tercih değil, kutsal bir görev olarak kabul edenlerdendi.
NİZİP’E YÜKSELİŞ VE ADANMIŞLIĞIN CEPHESİ
Öğretmenlik unvanı, Ömer Metin için sadece bir kariyer değil, bir neferin cepheye gidişi gibiydi. Tayini Gaziantep’in Nizip ilçesine çıktığında, zorlu bir coğrafyada, fikir mücadelesinin en keskin olduğu yerde görev yapacağının bilincindeydi. O, sadece ders kitaplarını değil, Ülkücü ahlak ve duruşu da öğretecekti. ÜLKÜ-BİR çatısı altında, gençliğin ve bilginin gücüyle, memleketi kuşatan karanlık ideolojilere karşı dimdik duranların safına katıldı. Onun varlığı, Nizip’in sokaklarında adeta bir bayrak gibi dalgalanıyordu.
SOĞUK BİR KIŞ GECESİ VE SON SOHBET
Takvimler, 1977 yılının o kahredici 29 Aralık gecesini gösteriyordu. Ömer Metin, bir dost evinde, ülkenin geleceği üzerine kurulan umut dolu bir sohbetin ardından ayrılmıştı. Zihni, gençliğin masum idealleriyle doluydu. Sessiz adımlarla evine doğru yürürken, sırtında taşıdığı tek yük, milletine olan sevgi ve borçtu. O, görevini bitirmiş, dinlenmeye çekilmeyi hak etmişti.
ZULME KARŞI DİK DURUŞUN ATEŞİ
Ancak karanlık, aydınlığın en ufak parıltısına dahi tahammül edemezdi. Korkaklığın ve ihanetin gölgesi, Komünist militanlar suretinde, bir pusu kurmuştu. Onlar, bir öğretmenin sesini, bir ülkücünün kararlılığını susturmayı hedeflemişlerdi.
Ömer Metin Karatepe, tuzak kuranların açtığı hain ateşin hedefi oldu. Silahsız ve savunmasız anında, ağır yara aldı. O anda, bir sokak ortasında değil, adeta inandığı bütün değerlerin merkezinde, zulme karşı kararlılığının bedelini ödüyordu. O, geri adım atmadı, teslim olmadı; üzerine yürüyen karanlığa karşı son bir duruş sergiledi.
ŞEHADETİN EBEDİLEŞTİĞİ TARİH
Ağır yaralı halde, Nizip Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Doktorların ve hemşirelerin bütün insanüstü çabaları, hain kurşunların açtığı yarayı iyileştirmeye yetmedi. O, vatanın bekası uğruna gencecik ömrünü feda etmişti.
29 Aralık 1977. Bu tarih, Ömer Metin Karatepe’nin şehadet mührüyle, 23 yıllık şanlı ömrünü ebedileştirdiği gündür. Onun naaşı, aziz hatırası ile birlikte doğduğu topraklara, Yozgat-Boğazlıyan’daki ebedi istirahatgâhına uğurlandı. O, bedeni toprak oldu ama ruhu, uğruna can verdiği davanın sönmeyen ateşi olarak kaldı.
"Bir yiğidin son nefesi, gelecekteki nesillerin alacağı ilk nefese borçtur."