"Büyük davaların bedeli, daima en sevdiklerinizin omuzlarında yükselir. O, vatanına adanmış bir ruhun, en karanlık günde bile sönmeyecek bir meşalesiydi."
ERZURUM’DAN YÜKSELEN SES
Ülkücü Şehit Ali Kendir. Bu isim, dürüstlüğün ve sarsılmaz vatanperverliğin, en zorlu dönemeçlerde bile nasıl bir onur mücadelesi verdiğinin destanıdır. Erzurum’un Tufanç Köyü’nden, Anadolu’nun kalbinden fışkıran bir fidandı. Hayatının yegâne amacı, milletin geleceğini yoğurmaktı. O bir ÖĞRETMEN’di. Kalemini ve bilgisini, memleketine karşı duyduğu borcu ödemek için bir kılıç gibi kullanıyordu.
VATAN YOLUNDA TUTUŞAN MİSYON
Ali Kendir, hayatını adadığı davasında, Ülkücü hareketin en ön saflarında yer aldı. Onun için var olmak, vatanını ve milletini sevmek, bu uğurda gece gündüz çalışmak demekti. Tarihi kayıtlara geçen tek ‘suçu’ budur: Bu topraklara duyduğu derin ve karşılıksız sevgi. Yüreği milliyetçi ruhla yanıyordu. Onu tanıyanlar, Ali’nin nasıl bir yiğit, nasıl bir dürüstlük abidesi olduğunu bilirdi. O, sadece ülkesine hizmet etmeyi seçmiş, başka hiçbir beklentisi olmayan saf bir kahramandı.
KAHPE EYLÜL’ÜN ZULÜM RÜZGÂRLARI
Takvimler 27 ARALIK 1982’yi gösterirken, ülkenin üzerine 12 Eylül 1980 darbesinin karanlık gölgesi çökmüştü. Bu dönem, haklının haksızla, vatan için canını feda etmeyi göze alanla devlete kurşun sıkanın aynı kefeye konulduğu zalim bir karmaşa çağıydı. Bu zulüm rüzgârları, Erzurum semalarında esmeye başladığında, Ali Kendir de hedeflerin arasına alındı.
Devletin piyonları, ‘ülkücü avına’ çıkmışlardı. Ali Kendir, bu haksızlığın ortasında, tam da uğrunda can vermeyi göze aldığı devletin eliyle tutsak edildi. O günden sonra, bir kahramanın en büyük sınavı başladı.
İŞKENCEHANEDEN GÖĞE YÜKSELİŞ
O karanlık zindanlarda, ‘Kahpe Eylül’ün militan polisleri’ (POL-DER), vatanperverliğin ve imanın sarsılmaz kalesi olan Ali Kendir’e ağır işkenceler uyguladılar. Amaçları, onun davasından vazgeçmesi, onurunu çiğnemesiydi. Ancak Ali Kendir, karakterini ve inancını çelik bir zırh gibi kuşanmıştı. O, davasına olan sadakatini son nefesine kadar korudu.
Yiğitliği, dürüstlüğü ve vatan sevgisiyle tanınan bu idealist öğretmen, ne yazık ki insanlık dışı muamelenin şiddetine dayanamadı. Yapılan ağır işkencelerin neticesinde vücudu değil, ruhu galip geldi. Ali Kendir, 27 ARALIK 1982’de, Erzurum’daki o zindanlarda, geçirdiği beyin kanaması sonucu şehadet makamına yükseldi. O, ne bir suçlu, ne de bir haindi; o, uğruna savaştığı değerler için can veren, milletinin geleceğine ışık tutarken ebediyete yürüyen bir şehit olarak tarihe kazındı.
"Ali Kendir’in düştüğü yer, bir mezar değil, vatanın göğsüne nakşedilmiş, zulmün değil, sarsılmaz bir imanın zafer anıtıdır."