"Bir adamın hayatı, sadece yaşadığı yıllarla değil, uğruna yürüdüğü ateşle ölçülür."
ISPARTA’DAN ŞANLIURFA’YA YÜKSELEN SES
Isparta’nın bağrında, 1948 yılında, bir dava adamı olacağının henüz bilinmediği sessiz bir nefesle başladı her şey. Ali Uslu, yüreğinde vatan sevgisini ve ailesine olan sorumluluğu taşıyan, evli ve bir çocuğun babasıydı. O, sadece bir eş ve baba değildi; o, Anadolu’nun zorlu coğrafyasında, bilginin ve idealin kalkanını taşıyan bir öncüydü.
EĞİTİMİN MİLİTANI VE İDEALİN BEKÇİSİ
Ali Uslu’nun mesleği, ruhunun derinliğini yansıtıyordu: Öğretmen. Ancak kader onu sadece sınıf duvarları arasına hapsetmedi. Şanlıurfa’nın çetin topraklarında, Siverek Endüstri Meslek Lisesi'nin müdürü olarak görev yapıyordu. Bu sadece bir idari unvan değildi; bu, karmaşanın ve karanlığın kol gezdiği bir dönemde, genç zihinleri koruma ve geleceği inşa etme sorumluluğuydu.
O, sadece eğitimle yetinmedi; inançlarının bayrağını da taşıdı. Siverek ÜLKÜ-BİR şubesinin başkanlığını yaparak, gençliğin savrulmaması için, idealist bir duruş sergiledi. Onun okul koridorlarındaki varlığı, bölücülüğün ve Marksist-komünist ideolojilerin tırmandığı o zorlu yıllarda, dürüstlüğün ve millî bilincin simgesiydi. Ali Uslu, rahatlığı elinin tersiyle iterek, tehlikenin tam ortasında, davasına adanmış bir nefer olmayı seçmişti.
KADERİN GÖLGESİ VE SON GÖREV
Yıl 1977’ydi. Tarihler, 27 Aralık’ı gösteriyordu. Siverek’te, mücadele çetin, düşman ise hain ve pusudaydı. Ali Uslu, her gün yaptığı gibi, Endüstri Meslek Lisesi’ndeki kutsal vazifesini tamamladı. O, görevini bitirmişti, fakat karanlığın gölgesi onu bekliyordu.
Hayatının son adımlarını atarken, onun duruşu, cesaretinin ta kendisiydi. Korku, onun lügatinde yer bulamamıştı.
BİR MÜDÜRÜN DESTANSI DÜŞÜŞÜ
Olay Gününde detaylar, acının keskinliği kadar soğuk ve nettir: Okul çıkışıydı. Gözünü kana ve bozgunculuğa dikmiş olan bölücü Marksist-komünist militanlar, alçakça bir pusu kurdular. Silahlar ateşlendi. Bu, bir çatışma değil, bir ideal adamına karşı yapılmış kahpece bir saldırıydı.
Ali Uslu, müdürlüğünü yaptığı, gençlere ışık saçtığı o kutsal mekânın hemen eşiğinde vuruldu. Okulun önünde, öğrencilerine verdiği sözün ağırlığıyla dimdik dururken, olay yerinde şehitlik mertebesine yükseldi. O an, bir beden devrildi; ancak onun bıraktığı iz, davasının ölümsüz mührü olarak Siverek topraklarına kazındı.
GERİ DÖNÜŞ: ISPARTA TOPRAĞI
Evli ve bir çocuk babası olan bu kahraman, ailesinin yanına, doğduğu topraklara, Isparta’ya son kez getirildi. Cenazesi, inandığı değerler uğruna can verenlerin hak ettiği ihtişamla, yattığı topraklara emanet edildi. Ali Uslu, 27 Aralık 1977’de sadece hayatını değil, bir öğretmenin ve bir liderin, en zor koşullarda dahi görevden kaçmayacağının dersini de bıraktı. O, ismini Anadolu’nun destan defterine yazdıran bir fedakârlık abidesidir.
"O gün Siverek’te bir fidan devrildi, ancak Ali Uslu’nun emanet ettiği meşale, asla sönmeyecek bir ideale dönüştü."