“Bazı ruhlar vardır; daha yirmi yaşında bütün bir vatanın yükünü omuzlar. Osman Tüm, o ruhlardan biriydi; Elazığ’ın ortasında yanan sönmez bir meşaleydi.”
BİR YÜREK, BİR HİLAL
Elazığ'ın kadim toprakları, sadece doğduğu yer değil, aynı zamanda alnına yazılan destanın da sahnesi oldu. Ülkücü Şehit Osman Tüm. Adı, fedakârlığın ve adanmışlığın en çetin yıllarından birine, 27 ARALIK 1979 tarihine mühürlendi. Henüz yirmi bahar görmüş bir fidandı, ömrünün en verimli çağında. Rızaiye Mahallesi'nde attığı her adım, doğup büyüdüğü bu kutsal topraklara olan sarsılmaz bağlılığının ispatıydı. O, sadece bir birey değil; kökleri derine inen büyük bir davanın onurlu temsilcisiydi. Zira babası, MHP Elazığ il teşkilatının kurucuları arasında yer almıştı; bu miras, ona hayatının ilk dersi olarak verilmişti.
ELAZIĞ'IN 20 YILLIK YEMİNİ
Liseyi henüz bitirmişti, geleceğe dair hayalleri ve okuma sevdasıyla doluydu. Kitap okumayı çok seven bu genç adam, bilginin ışığıyla yürümek isterken, kendini ülkesini saran karanlık bir mücadelenin tam ortasında buldu. O, masa başında kalmayı değil, Ülkücü Gençlik Derneği üyesi olarak cephede saf tutmayı seçti. Bilgeliği cesaretle harmanlamış bir gençti. Mesleği belli olmasa da, onun en büyük mesleği, davasına duyduğu sadakat ve gençliğinin enerjisiyle vatanına hizmet etmekti.
GAZİLİKTEN ŞEHADETE UZANAN YOL
Osman Tüm, korkunun ne olduğunu bilmeyenlerdendi. Çünkü o, şehadete doğru giden yolda ilk sınavını çoktan vermişti. Daha önce canına kast edilmiş, hain bir saldırıya uğramıştı. Bu vahşi çatışmanın ardından tam üç buçuk ay boyunca hastane yatağında yaşam mücadelesi vermiş, adeta Azrail'in elinden dönmüştü. Bu ağır yara, onu geri adım atmaya değil, daha da kararlı bir şekilde duruşunu korumaya itti. O, hastaneden çıktığında, artık sadece bir Ülkücü genç değil, gaziliğin çetin mührünü taşıyan, ölüme meydan okumuş bir kahramandı.
O SON ADIM, O SON ÇARPIŞMA
Düşman, onun bu yenilmez kararlılığını biliyordu. Bir kahramanı yenebilmek için, ancak pusu kurulabilirdi. Devrimci solcu-komünist militanlar, Rızaiye Mahallesi’nde, Osman Tüm’ün ikamet ettiği evin tam karşısında bir ev kiralayarak günlerce beklediler. Fırsat kolladılar, kahpe bir anı gözlediler.
Ve o karanlık gün geldi çattı.
Osman Tüm, evlerinin önünde aracını park ederken, hiç beklemediği bir anda, çapraz ateşe alındı. Sinsi bir tuzak, günlerdir hazırlanan alçak bir plan, genç kahramanın üzerine yağdı. Silahların sustuğu an, yirmi yıllık kısa ama destansı ömrün sonu oldu. O, teslim olmadı, kaçmadı. Kararlılıkla yürüdüğü yolda, bir anlık fırsatla gerçekleştirilen bu kalleş saldırıda, Elazığ’ın bağrına düşen son ateş oldu. Osman Tüm, arkasında bıraktığı sadece bir acı değil; vatan uğruna çekilen çilenin, verilen yeminin ve nihai fedakarlığın adını şehadetle taçlandırdı.
“O’nun 27 Aralık’ta dökülen her damla kanı, sıradan bir ölüm değil; yirmi yaşında ölümsüzlüğü seçen bir yiğidin, gelecek nesillere bıraktığı, okunası en büyük destandır.”