"Bazı hayatlar bir asır sürmez; yirmi baharda, imanla atılan tek bir adımla tarihe yazılır. O adımlar, korkunun değil, adanmışlığın izlerini taşır."
KADERİN ÇAĞRISI VE SÖNMEZ YÜREK
O, Giresun’un sert ve yiğit topraklarından, Espiye’nin Arpacık Köyü’nden fışkıran bir fidandı. Adı Kemal Küp'tü. Henüz yirmi baharını yaşıyordu; fakat ruhu, gençliğinin taşıdığı tüm coşkunun ötesinde, büyük bir ideale adanmıştı. O sadece bir öğrenci değil, inancının sarsılmaz bir temsilcisiydi. Abdestinde, namazında, her anında davasına sadık yaşayan bir gençti.
Kemal, kuru bir takipçi olmayı reddetti. Daha o yıllarda, ideallerinin kök salması için çırpındı ve Espiye Ülkü Ocakları Derneği’nin kuruluşunda bizzat yer alarak adını, Karadeniz’in çileli mücadelesinin temellerine yazdırdı.
KARADENİZ'İN DİRENİŞ MEŞALESİ
Eğitim ateşi onu Trabzon’a, Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne getirmişti. Yer Bilimleri Fakültesi’nin Fizik Bölümü üçüncü sınıfında okuyordu; ancak etrafındaki karanlık, onun laboratuvarlardan çok daha zorlu bir mücadele alanında olduğunu gösteriyordu. Öğrenci yurdunda kalan bu genç ülkücü, fikriyatından taviz vermediği için hedef tahtasına konmuştu.
Can güvenliği, davasına olan bağlılığının bedeliydi. Kemal, bu çileli yolda defalarca saldırıya uğradı; zulüm ve şiddet, onu yıldırmak için her yolu denedi. Bir keresinde, başından yaralanmasına rağmen geri adım atmadı. Her yara izi, onun inancına olan yeminini pekiştiren, görünmez bir nişan gibiydi.
O VURUCU SABAH: SON ADIM
Takvimler 27 Aralık 1978’i gösterdiğinde, Trabzon Maraş Caddesi, bir kahramanlık eyleminin son sahnesine tanıklık edecekti.
Sabah saat 09.15 sıralarında, Kemal Küp, Mola Pastanesi’nden dışarıya, güneşli ama tehlikeli bir caddeye adımını attı. Bu, onun tehlikeye doğru attığı son, en cesur adımdı. Zira çıkar çıkmaz, pusuda bekleyen komünist militanlar, gençliğinin hayallerini ve umutlarını söndürmek istercesine, üzerine mermi yağdırdılar.
O an, düzinelerce insanın dehşet dolu bakışları önünde, yirmi yıllık onurlu bir hayat, vatan ve millet sevgisinin en ağır bedeliyle mühürlendi. Kemal, düşman kurşunlarıyla yere yığılırken, geriye dönülmez bir fedakârlığın bayrağını Trabzon semalarına çekiyordu.
EBEDİ YOLCULUK VE MİRASI
Kemal Küp'ün bedeni, uğruna savaştığı toprakların bağrına, memleketi Espiye’ye defnedildi. O, davası için can veren bir yıldız oldu.
Ancak Kemal’in şehadeti tek değildi; o karanlık günün maliyeti ağırdı. Aynı saldırıda ağır yaralanan ülküdaşı Vedat Aslankara da, birkaç gün süren çetin bir yaşam mücadelesinin ardından, 3 Ocak 1979 günü şehit düşerek bu destansı fedakârlığa ortak oldu.
Kemal Küp’ün 27 Aralık’ta attığı son adım, yalnızca bir ölüm değil, nesiller boyu sürecek bir direniş yeminiydi. O, sadece 20 yaşında bir öğrenciydi; fakat adanmışlığıyla bir millete rehberlik etti.
"Yirmi yıllık ömrünü bir destana sığdıran Kemal Küp, imanın ve cesaretin Trabzon semalarında yankılanan, ebediyete yürüyen son nidası oldu."