"Bazı hayatlar, sadece bir an için yaşanmaz; geride bıraktıkları iz, geleceği aydınlatan bir meşale olur."
KİMLİĞİ VE İDEALLERİNİN KAYNAĞI
Ankara'nın kadim topraklarında 1954 yılında doğan Ercüment Yahnici, genç yaşına rağmen davasına adanmışlığın en saf örneğiydi. O, sadece 25 yıllık ömrüne sığdırdığı mücadeleyle, sıradan bir memuriyet hayatının ötesine geçerek bir neslin sesi oldu. Ankara Mali Bilimler ve Muhasebecilik Yüksekokulu’nda aldığı eğitim, ona sadece rakamları değil, milletine hizmet etmenin onurunu da öğretti.
ADANMIŞLIĞIN YÜKSELİŞİ
Ercüment Yahnici’nin ruhu, memuriyetin resmi sınırlarını aşan bir idealizme sahipti. Gençlik yıllarından itibaren, Ülkücü Hareketin kalbinde yer aldı. Bahçelievler BÜD (Büyük Ülkü Derneği) kurucularından biriydi; ÜMİD-BİR ve ÜLKÜM’ün Ankara şubelerinde yöneticilik yaparak, ideallerini sadece sözle değil, bizzat eylemle inşa etti. Devletin en hassas noktalarında görev alarak, inandığı değerleri hizmetine yansıttı. Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarında Müsteşar özel kalem Müdürlüğü gibi kritik vazifeler üstlendi, ardından Bağ-Kur Genel Müdürlüğünde Genel Evrak Müdürü olarak sorumluluk makamında durdu. Onun için masa başı görevi, bir neferin siperde duruşu kadar kutsaldı.
O KARANLIK KIŞ GÜNÜNÜN ŞAFAĞI
27 Aralık 1979 Perşembe sabahı, takvimler acı bir kaderi işaretliyordu. Başkent Ankara, soğuk bir kış gününe uyanırken, Ercüment Yahnici, her zamanki kararlılığıyla güne başladı. Ankara Dumlupınar caddesindeki evinden, saat 07:00’de, milletine hizmet aşkıyla dolu adımlarla çıktı. O sabah, mesaisine yetişmek için attığı her adım, aslında ebediyete doğru atılan son adımlardı.
KAHRAMANIN SON MÜCADELESİ VE ŞEHADETİ
O, bir masa başı kahramanıydı; kalemini silah, dürüstlüğünü zırh edinmişti. Ancak ideallerinin düşmanları, karanlığın pususuna sığınmıştı. Arabasına yöneldiği an, milletin bekası için yürüdüğü yoldan rahatsız olan komünist militanlar, alçakça ve kalleşçe bir ateş açtı.
Ercüment Yahnici, bir çatışmanın ortasında değil, görevine giderken, inandığı değerlere olan sarsılmaz sadakati nedeniyle hedef alındı. Henüz yirmi beş yaşında, hayatının baharında, vatan aşkının ve ülkücü duruşunun bedelini olay yerinde canıyla ödedi ve mührünü şehadetle vurdu. Bir memur olarak başladığı yolculuk, bir şehit olarak sonsuzluğa ulaştı.
"Ercüment Yahnici, soğuk bir kış sabahı düşen bir fidan değil; davasına adanmışlığın sarsılmaz ruhudur. O, yirmi beş yıllık ömrüyle, nesiller boyu sürecek bir onur dersi vermiştir."