"Bir hekimin yemini sadece bedeni iyileştirmek değil, bir milletin ruhuna da can vermektir. Berçiş Seden, yeminine canıyla sadık kaldı, milletinin kalbine şifa taşırken, son nefesini de davasına adadı."
YÜREKLİ BİR DOKTORUN YEMİNİ
Tarih 14 Eylül 1979'u gösterdiğinde, 42 yıllık ömrüne sığdırdığı adanmışlık ve cesaretle anılan bir Türk milliyetçisinin hikayesi mühürlendi. Burdur topraklarında doğan, ancak hizmet aşkıyla Gaziantep’e kök salan bu kahraman, Tıp doktoru Berçiş Seden’den başkası değildi. O, sadece bir hekim değildi; o, millete şifa dağıtan bir el, davasına yüreğini veren bir neferdi. Gaziantep’te Gateks İplik Fabrikası'nda çalışıyor, aynı zamanda MHP Kadın Kolları Başkanlığı ve Amatör Sporu Koruma Derneği Yönetim Kurulu üyeliği gibi birden fazla cephede ülkücü duruşun temsilciliğini yapıyordu.
HALKIN ŞİFACISI: LOKMAN BACI
Hizmetleri o kadar derindi ki, halk ona en saygın unvanı takmıştı: Lokman Bacı. Bu unvan, özellikle kırsal kesimde yaşayan ve sağlık hizmetinden mahrum kalmış insanlara taşıdığı umut ve şifanın bir nişanesiydi. Berçiş Seden, hekimliği bir meslekten öte, Türk-İslam ülküsünün hizmet aracı olarak görüyordu.
Ancak bu adanmış ruh, siyasi rüzgârlar değiştiğinde geri adım atmayı reddetti. Ülkenin kaderinin CHP ağırlıklı bir hükümete emanet edildiği o zorlu dönemde, G.Antep Sağlık Lisesi'nde görev yapan Ülkücü bir öğretmenin haksız bir atamayla başka bir ile gönderilme teşebbüsüne karşı durdu.
İDEALİN SINAĞI VE KAHRAMAN İSTİFA
Makamının gücünü değil, inancının gücünü kullandı. Sağlık Bakanı, CHP'li Mete Tan’a gönderdiği mektupla, ya bu haksız atamanın durdurulmasını ya da kendi istifasının kabul edilmesini istedi. Bu bir pazarlık değil, bir irade beyanıydı; haksızlığa karşı dimdik duran bir hekimin ahlaki üstünlüğüydü.
Bakanlık, Lokman Bacı’nın bu meydan okumasını kabul etti ve onu Sağlık Müdürlüğü görevinden ayırdı. Ancak makamı elinden alınabilirdi, lakin hizmet aşkı asla! Görevinden ayrılan Berçiş Seden, özel muayenehanesini açarak hizmetine hız kesmeden devam etti. O, cüppesini çıkarmış olabilir, ama davasının neferliğinden bir an olsun vazgeçmemişti. O, yüreği ve inancıyla Türk-İslam ülküsünün kararlı bir neferi olarak yoluna devam etti.
SON GÖREV YOLCULUĞU VE PUSU
14 Eylül 1979 Cuma sabahı, Lokman Bacı bir kez daha, Gateks İplik Fabrikası işçilerine şifa götürmek üzere yollara düştü. Her zamanki görevi, her zamanki fedakârlığıydı bu.
Saatler 08.30’u gösterdiğinde, Yavuzeli yolundaki fabrikanın çıkış yolunda, karanlık zihinlerin kurduğu kalleş bir pusu onu bekliyordu. Üç komünist militan, bu millete adanmış yüreğin yolunu kesmek için silaha sarıldı. Onlar, bir hekimi değil, bir ülkücüyü, bir idealin sesini susturmak istiyorlardı.
Berçiş Seden, otomobili içinde, inandığı değerler uğruna yaylım ateşine tutuldu. Hain bir kurşun, şifa dağıtan elleri durdurdu, hizmet eden bir yüreği susturdu. O sabah Gaziantep semalarında, Türk milliyetçiliğinin göğsünden koparılan 42 yıllık bir hayat, şehadet mertebesine yükseldi.
IŞIĞI SÖNMEYEN MİRAS
Lokman Bacı’nın naaşı, doğduğu toprakların sinesine, Burdur’a geri gönderildi. Orada, başladığı yerde, ebedi istirahatgâhına uğurlandı.
"Şehit Berçiş Seden, makamını feda etti ama inancını satmadı. Canını feda etti ama hizmet yolundan dönmedi. O, sadece bir hekimin son durağı değil; o, bir milletin fedakârlık ve cesaretle çizilmiş destanının sonsuz imzasıdır."