"Bazı hayatlar, vatanın en zorlu sınavında, cesaretin sarsılmaz bir mühürü gibi basılır tarihin kalbine."
KİMLİĞİ VE SİLAHLI MİRASI
O, sadece bir esnaf değildi; bir davanın ve mirasın son kalesiydi. 1941 yılında, kadim şehir İstanbul'da dünyaya gözlerini açan Hamza Uzgören, köklerini derinlere salmıştı; Ohrili ve Saatçizadelerden gelen bir asalet taşıyordu. Fakat onun hayat rotasını belirleyen, kanındaki soyluluktan çok, omuzlarındaki üniformanın ağırlığıydı. Yıllarca süren adanmış bir hizmetin ardından Albaylıktan emekli olmuştu. O, milletine hizmet etme yeminini masa başında bırakmayan, rütbesini sökse de disiplinini ve vatanperverliğini asla kaybetmeyen bir askerdi.
ADANMIŞLIĞIN YÜKSEK SİPERLERİ
Ankara, 1970'lerin o çetin ve fırtınalı döneminde, Hamza Uzgören için yeni bir cephe haline geldi. O, emekliliğin huzurunu değil, ideallerinin tehlikeli sularını seçti. Milliyetçi Hareket Partisi'ne üye olarak, kısa sürede Çankaya İlçe Başkanlığı gibi kritik bir göreve yükseldi. Ankara Belediyesi’nde encümen üyesi olarak da halkının temsilcisi oldu.
Bir yandan bu büyük siyasi mücadeleyi yürütürken, Sıhhiye Semti Strazburg Caddesi’nde mütevazı tuhafiye dükkanını işletiyordu. Bu dükkan, onun hem sığınağı hem de düşmanın gözünde hedef tahtasıydı. Çünkü Hamza Bey, inancından vazgeçmediği her an, tehlikeyi kendine çekiyordu. O, defalarca tehdit edilmiş, uyarılmıştı; ancak bu çelikten iradeli kahraman, ne bir adım geri attı, ne de hizmet kapısını kapattı. Tehditler, onun kararlılığının birer nişanı haline gelmişti.
O KARANLIK KADER GÜNÜ: 25 ARALIK 1979
Ankara’nın kışa dönen o uğursuz sabahında, 25 Aralık 1979, saat 09.40 sıralarıydı. Kışkırtılmış nefret, en alçakça yolu seçerek, bir alışveriş bahanesine sığındı. Çorap alma maskesiyle tuhafiye dükkanına sızan komünist militanlar, bir siyasi lideri değil, devlete adanmış bir hayatı hedef aldı.
Sözün bittiği yerde, hain bir yaylım ateşi başladı. Hamza Uzgören, dükkanının ortasında, inançlarının bedelini ödüyordu. O anlar, sadece bir suikast değil, bir iradenin zorla susturulmaya çalışıldığı bir ihanetti.
SON NEFES VE EBEDİ MAKAMI
Ağır yaralanan ve kanlar içinde kalan kahraman, hızla Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Tıp biliminin tüm çabalarına rağmen, aldığı kurşun yaraları hayatla olan bağını kopardı. O sabah, 1979 yılının karanlığı, Hamza Uzgören’in şehadetiyle ebedileşti.
O, inandığı değerler için canını feda eden bir ülkü eri olarak, zorbalığa karşı duruşunun son ve en büyük ispatını vermişti. Naaşı, milletinin kalbinden Karşıyaka Mezarlığı’na uzanan onurlu yolda son yolculuğuna uğurlandı.
"Hamza Uzgören, o çetin kış sabahında sadece canını değil, tehditlere boyun eğmeyen bir milletin onurunu da toprağa emanet etti. Onun adı, fedakârlığın destanında, bir Albay disipliniyle yazılmıştır."