"Bazı ömürler, milletin istiklal kavgasına atılan en şerefli imzadır; Cumali Kaya’nın adanmışlığı işte bu imzadır."
---
MERSİN TOPRAĞINDAN YÜKSELEN YEMİN
Mersin’in kadim toprağı Tarsus’ta, 1953 yılında yankılanan bir çığlık ile başladı her şey. Belen köyünün dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile yoğrulmuş bir fidan olarak büyüdü. Hayatını sadece ailesine değil, adanmış olduğu büyük davaya da vakfetmeye kararlıydı. Öğrenimini Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde tamamlayarak, sadece bileğini değil, zihnini de davasına hizmet edecek keskinlikte yetiştirdi.
MÜCADELE VE MİRAS: BİR NEFERİN DUALİTESİ
Cumali Kaya, bir taraftan Tarsus’un Cetvel-Yeni Mahallesinde yuvasını kurmuş, eşinin sevgisi ve biricik evladının gülüşüyle güç bulan bir baba ve koca idi. Diğer taraftan, özel bir şirkette muhasebecilik yaparak hayatın zahmetli yükünü sırtlanıyordu. Ancak bu sıradan görünen hayatın altında, çelikten bir duruş yatıyordu: O, Tarsus Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyesiydi. Bu, sadece bir görev değil; karanlığın kol gezdiği o çalkantılı yıllarda, ülkenin geleceği için vicdanının emrettiği bir cephe göreviydi. O, ideallerinin neferiydi; kâğıtlar ve rakamlar arasında geçen mesaisini, ülküye adanmışlıkla dengelemişti.
O KARANLIK TEMMUZ GÜNÜ
18 Temmuz 1979. Tarih, bu kararlı yüreğin son adımlarını kaydetmek üzereydi. O gün, Tarsus’un kalbi olan Atatürk Caddesi üzerindeki Hurmalı İşhanı'nda bulunan iş yerinden saatler 14.00’ü gösterirken çıktı. Muhasebeci elbisesi içinde, tıpkı her gün yaptığı gibi, hayatın ve davanın sorumluluğunu taşıyan omuzlarıyla yürüdü.
Fakat 1970’lerin puslu ve kanlı atmosferi, bu onurlu duruşa tahammül etmedi.
KAHRAMANLIĞIN EN YALNIZ ANI: PUSU VE YÜKSELİŞ
O an, sokaklar hainliğin gölgesine büründü. İnsanlıktan nasibini almamış, pusuda bekleyen komünist militanlar, en savunmasız anında, bir davanın erini hedef aldı. Cumali Kaya, tıpkı ideolojisinin gerektirdiği gibi, hainliğin üzerine kararlılıkla yürümek zorunda kaldı.
Muhasebecinin kalbine sıkılan her bir kurşun, sadece bir bedeni yere sermedi; aynı zamanda bir neslin, ülkü uğruna canını hiçe sayma cesaretini tarihin sayfalarına kanla mühürledi. O, kaçmadı, tereddüt etmedi. Atılan her kurşunla, bir babanın son nefesi bir yemin haline geldi: Vatanın bütünlüğü için verilen mücadele asla bitmeyecektir.
SON VEDA VE EMANET
Cumali Kaya, Hurmalı İşhanı’nın önünde, idealine sadakatin bedelini canıyla ödeyerek şehadet makamına erdi. Bir çocuk yetim, bir eş dul kaldı. Ancak Mersin-Tarsus’un Belen köyünde, doğduğu topraklara, ebedi istirahatgâhına verildiğinde, sadece bir naaş toprağa inmiyordu; milletin yüreğine, hürriyet ve adanmışlığın sembolü olarak yerleşiyordu.
O, sadece bir muhasebeci değildi; o, 26 yıllık ömrüne sığdırdığı destansı fedakârlığıyla, sonraki nesillere onurlu bir miras bırakan bir kahramandı.
---
"O, sadece bir kurşunla düşmedi; milletin hafızasına bir yemin olarak kazındı ve adı, vatan aşkının ölümsüzlük kitabına yazıldı."