"İnsan, korkaklığın karanlığına teslim olmak yerine, inancının son sığınağında dimdik durmayı seçtiğinde, fani ömrü bir destana dönüşür."
ÇAMLIYAYLA’DAN KOPAN BİR YİĞİT
Tarih 25 Aralık 1978’i gösterdiğinde, Tarsus’un toprakları, bir evladının fedakârlık yeminine şahit olacaktı. Ali Düzenli, Mersin’in Çamlıyayla ilçesine bağlı Fakılar Köyü’nde doğmuştu; Anadolu’nun bereketli ve zorlu coğrafyasında, 34 yıllık kısa ancak iz bırakan bir ömür sürmüştü. O, sadece evli, çocuk babası ve Tarsus Üçgen Çarşı’da ekmeğini kazanan bir esnaf değildi. Onun kimliği, ticaret hanesinin duvarlarını aşan bir idealizmin mührünü taşıyordu.
TARSUS’UN DİRENİŞ SİPERİ
Ali Düzenli, millet ve dava uğruna siyasetin en ön saflarında görev almaktan çekinmedi. MHP Tarsus İlçe Başkanlığı gibi çetin bir makamın yükünü omuzladı ve Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucuları arasında yer alarak genç ruhlara rehberlik etti.
Bu adanmışlık, o çalkantılı yıllarda büyük bir bedel gerektiriyordu. O, sıradan bir vatandaş olmanın güvenli limanını terk etmişti. Defalarca tehdit edilmiş, yuvası ve rızkını çıkardığı dükkânı defalarca alçakça bombalanmış, ateşe verilerek kundaklanmıştı. Ancak Ali Düzenli, kurşunların gölgesinde dahi geri adım atmayı reddeden, yılmayan bir iradenin sembolüydü. Her saldırı, onun kararlılığını biraz daha çelikleştirmişti. O, korkuya prim vermeyen, inancının ateşiyle Tarsus’ta bir direniş siperi oluşturmuştu.
O KARANLIK GECE VE SON HİZMET
25 Aralık 1978 Pazartesi gecesi, kader ağlarını örüyordu. Ali Düzenli, her zamanki gibi dükkânında, Üçgen Çarşı’daki lokantasındaydı. Geç vakitti. Fedakârlıkla, önce yanında çalışan iki mesai arkadaşının güvenliğini düşünerek onları evlerine yollamış, yalnız kalmayı seçmişti.
Tam da o anlarda, dükkânın kapısı çalındı. Gelenler, uzun yoldan geldiklerini ve aç olduklarını söyleyen, insan kılığına bürünmüş dört komünist militandı. Ali Düzenli, bir esnafın ve bir Anadolu insanının misafirperverlik ahlakıyla, önündeki tehlikeyi sezinlemeden, müşterilerinin isteğini yerine getirmek üzere mutfak kısmına yöneldi. O, ekmek teknesinde son hizmetini sunuyordu.
MUTFAKTA YAZILAN DESTAN
Bir anlık döndü. Aydınlık bir niyetle hizmet etme çabası, en kahpece saldırının hedefi oldu. Ali Düzenli mutfağa doğru adımını atarken, gölgelerde bekleyen katiller arkasından sinsi bir şekilde yaklaştılar.
Onlar, bir ülkücüyü susturmak, bir direnişi bitirmek istiyorlardı; ancak Ali Düzenli, onlara asla yüzünü dönmedi, korkaklığa asla boyun eğmedi. Hain kurşunlar karanlıkta ateşlendi. İnancını taşırken, rızkını kazandığı o yerde, o son adımı atarken ORACIKTA ŞEHİT OLDU.
34 yıllık ömrü, zulme karşı dimdik duruşu ve bitmek bilmeyen tehditlere rağmen davasından vazgeçmeyişiyle mühürlendi. Onun şehadeti, kuru bir olay değil; yurdunu canından üstün tutanların kalbine kazınmış, unutulmaz bir kahramanlık ilanıdır.
"O, rızkını kazandığı topraklarda canını feda etti. Bir esnafın göğsünde taşıdığı ülkü, kurşunlarla susturulamayacak sonsuz bir marş oldu."