"Bazı ruhlar, yaşlarından büyük bir destan yazmak için, en genç çağlarında bir meşale gibi yanmak üzere doğar."
MİRASIN GENÇ MUHAFIZI
Tarsus’un bağrında, kaderinin yazıldığı topraklarda doğdu Fahrettin Nuranoğlu. Tarih 25 Aralık 1979’u gösterdiğinde, henüz hayatının baharında, sadece on dört yaşındaydı. Bir öğrenciydi; kalemiyle ve idealiyle geleceğe yürümek varken, o, genç omuzlarına bir milletin davasını yüklemeyi seçmişti.
O sadece bir çocuk değildi; o, köklü bir adanmışlığın mirasçısıydı. Babası Hikmet Nuranoğlu, sadece bir ebeveyn değil, aynı zamanda MHP Tarsus İlçe teşkilatının kurucularındandı ve o çetin yıllarda davanın en ön safında, İlçe Başkanı olarak dimdik duruyordu. Fahrettin, babasının duruşundan feyz alarak, o fırtınalı dönemin tehlikeli gölgesinde korkusuzca yürüyen genç bir kahramandı.
ADANMIŞLIĞIN ATEŞTEN YOLU
Mersin-Tarsus, 1979 yılının karanlık kışında, siyasi çatışmaların en keskin yaşandığı bölgelerden biriydi. Hikmet Nuranoğlu’nun yürüttüğü mücadele, hedef tahtasına çizilmiş bir hayat demekti. Ancak Fahrettin, yaşının gerektirdiği güvenli alanları bir kenara iterek, tehlikenin kol gezdiği her an babasının yanında durmayı bir şeref bildi. O, sadece bir oğlu değil, o mukaddes yolda babasının en genç ve en cesur yoldaşıydı.
O KARANLIK GÜN VE SON YOLCULUK
Takvimler 25 Aralık’ı gösterdiğinde, akşam vaktiydi. Baba Hikmet Nuranoğlu ve genç Fahrettin, Şehit Kerim mahallesindeki evlerine doğru yola çıkmışlardı. Bu, hayatlarının son, kahramanlıklarının ise başlangıç yolculuğuydu.
Onların duruşundan korkan, ideallerinden çekinen komünist militanlar, bu onurlu duruşu kalleşçe bir pusuyla durdurmaya karar verdiler. Karanlığa sinmiş korkak eller, baba ve oğulun bulunduğu araca karşı yaylım ateşi açtı. O anda, 14 yaşındaki Fahrettin, belki de babasına siper oldu, belki de sadece kaderin cilvesiyle o kurşunların hedefi oldu.
ŞEHADETİN ON DÖRT YILLIK MÜHRÜ
Korkunç saldırının ardından, masumiyetin ve adanmışlığın timsali Fahrettin Nuranoğlu ağır yaralanmıştı. Derhal Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tarsus, o on dört yıllık hayatın tutunması için dua ediyordu, ancak genç bedeni, hainliğin açtığı yaralara dayanamadı. Fahrettin, kurtarılamayarak şehitlik mertebesine yükseldi.
Bir öğrenci, bir oğul, bir dava adamı; on dört yaşında, 25 Aralık 1979’da Tarsus’u ebedi bir hüzne boğarak tarihe adını kazıdı. O’nun vedası, bir dönemin acımasızlığını ve ülkücü duruşun bedelini en ağır şekilde gösterdi. Cenazesi, Tarsus Şehir Mezarlığı’nda, davasının ölümsüz kahramanları arasına, toprağın kucağına emanet edildi.
"Fahrettin Nuranoğlu’nun 14 yıllık ömrü, bir destan yazmaya yetti. O, genç yaşıyla aldığı yara değil, fedakârlığıyla Tarsus'un kalbine vurduğu mühürdür."