"Bir ömrü adanmışlığın temeline kuranlar, göğüsleri siper olduğunda dahi tebessüm ederler. Onlar, nesiller boyu sürecek destanların ilk satırıdır."
YÜREĞİ ADANA TOPRAĞINDA YEŞEREN KAHRAMAN
1941 yılının bereketli topraklarında, Adana’nın Karaisalı ilçesi Tümenli Köyü'nde bir yiğit doğdu: Hasan Koç. Onun kimliği, sadece bir doğum tarihi ve coğrafya ile sınırlı değildi; o, hem köklerine bağlı, hem de davasına adanmış bir ruhun timsaliydi. Yıllar sonra Adana merkezde, Yurt mahallesinde yuvasını kurmuştu; evliydi ve iki evladının geleceği için mücadele eden bir baba olarak, mütevazı bir hayat sürüyordu. Ancak O’nun hayatı, sadece aile ocağının sıcaklığında değil, millet davasının közünde yanıyordu.
MİLLETİN TEMELİNE ATILAN MÜHÜR: ADANMIŞ BİR ESNAF
Hasan Koç, mesleği gereği bir esnaftı; Adana’nın kalbinde yer alan Duru Pastanesi’nin sahibiydi. Fakat o pastane, yalnızca tatlılar satılan bir dükkân değil, aynı zamanda ülkücü idealin bir karargâhıydı. O, ticaret yaparken bile davasına liderlik ediyordu. Bu adanmışlığın en büyük kanıtı, o zorlu yıllarda köylü ve esnafın bilinçlenmesi için gösterdiği cesaretle ortaya çıktı: Hasan Koç, ÜLKÜ-KÖY (Ülkücü Köylüler Derneği) ve ÜLKÜ-ES (Ülkücü Esnaflar Derneği) gibi kritik teşkilatların bizzat kurucuları arasında yer alarak, Anadolu’nun her köşesinde ülkücü ruhu yeşertmek için hayatını ortaya koymuştu. O, hem ekmeğini kazanıyor, hem de milletinin onurunu koruyordu.
O KARANLIK GÜN: SON SOHBET VE HAİN BASKIN
Takvim yaprakları, acının ve kahramanlığın ebedi birleştiği o kara tarihi, 25 Aralık 1978’i gösteriyordu. Akşamın yorgun saatlerinde, Hasan Koç, sahibi olduğu Duru Pastanesi’nde, en güvendiği sığınakta bulunuyordu. Yanında, omuz omuza mücadele ettiği ülküdaşı Ahmet Serdar Tanrıtanır ve henüz hayatının baharında, 12 yaşındaki Şenol Cırık vardı. Muhtemelen gelecekten, davadan ve fedakârlıktan bahsediyorlardı.
Ne var ki, milletin geleceğine ışık tutan bu sohbet, karanlığın pususuyla bölündü. Kin ve nefretle bilenmiş dört komünist militan, aydınlığın sembolü olan Duru Pastanesi’ne vahşice bir baskın düzenledi. Bu, sadece bir saldırı değil, bir inanca ve bir duruşa karşı yapılmış alçakça bir suikasttı.
ZAMANIN DURDUĞU AN VE EBEDİ YOLCULUK
Mermi sesleri, Adana semalarında yankılanırken, Hasan Koç ve yanındaki iki ülküdaş, o anda siper oldu. Silahların acımasız taraması, bir babayı, bir lideri ve henüz fidan yaşındaki bir genci hedef aldı. O anda, Duru Pastanesi’nin duvarları, üç büyük kahramanlık destanına şahitlik etti.
Hasan Koç, ülküdaşları Ahmet Serdar Tanrıtanır ve 12 yaşındaki Şenol Cırık ile birlikte, inandığı değerler uğruna kendi ocağının eşiğinde şehadete yürüdü. Onlar, o karanlık baskında tereddüt etmeden canlarını feda ettiler. Şehit edildikleri yer, sadece bir pastane değil, hürriyet uğruna dökülen üç masum canın ebediyete yükseldiği kutsal bir mekân olarak tarihe kazındı. Hasan Koç, adanmış bir esnaf olmanın ötesinde, davası için ölmeyi seçen bir lider olarak, Adana’nın bağrından gökyüzüne uzanan bir yıldız oldu.
"Adı kayıtlarda esnaf, gönüllerde ise bir direnişin sarsılmaz lideri olarak kaldı. Çünkü bazı yiğitler, sadece toprağa düşmez; düştükleri yerden koca bir nesli ayağa kaldırırlar."