"Vatanın kalbi kan ağlarken, fedakârlar ateş çemberine yürümeyi görev bilirler. Onların adı, adanmışlıktır."
ADI TARİHE KAZINAN ŞEHİT
O'nun kimliği, bir meslek unvanından ya da bir doğum yerinden çok daha yüce bir sıfatla anıldı: ÜLKÜCÜ ŞEHİT İBİŞ AKDAŞ. Doğduğu yerin neresi olduğu, hayata atılırken hangi mesleği icra ettiği belki kayıt altına alınamadı; ancak bu bilinmezlik, O’nun hikayesini daha da destansı kıldı. Zira O, kimliğini; memleketin üzerine çöken karanlığa karşı bir siper olmaya adayanlardan biriydi. Bilinen tek kesin gerçek, 24 ARALIK 1978 tarihinde, Kahramanmaraş’ta, milletin kalbine saplanmak istenen hain bir hançere karşı canını feda ettiğidir.
İHANETİN GÖLGESİNDE BİR MÜCADELE
O yıllar, Türkiye Cumhuriyeti’nin en ağır imtihanlardan geçtiği, cephelerin sokaklara taşındığı bir zamandı. Yıllardır ince ince örülen, yabancı gizli servislerin de dahil olduğu kara bir tertip, ülkeyi komünist işgale hazırlamak için terörü bir silah gibi kullanıyordu. Devrimci solcu ve komünist militanların acımasız ve haince faaliyetleri, kardeşi kardeşe kırdırmak, bir iç savaş çıkarmak amacını güdüyordu. Bu alçak planın hedefi, Türk'ü Türk'e kırdırmak, mezhep çatışmaları çıkarmak ve ülkeyi parçalamaktı. Kahramanmaraş, Çorum ve Sivas illerinde gerçekleştirilen toplu katliamlar, bu ihanet planının en kanlı yüzleriydi.
KAHRAMANMARAŞ'TA YANAN ATEŞ
24 Aralık 1978... Kahramanmaraş’ın semalarında, tarihin en ağır ihanetlerinden birinin ateşi yakılırken, vatanseverler bu karanlık selin önünde etten bir duvar ördü. İbiş Akdaş, ülküdaşları gibi, bu terör saldırılarından nasibini alan, zulme karşı duruşun bedelini ödeyenlerdendi. O, sadece bir birey değil, memleketin birliğini hedef alan alçakça saldırıya karşı duran azmin timsaliydi.
OLAY GÜNÜ VE SON NEFESİN SIRRI
O karanlık günün detayları, İbiş Akdaş’ın son adımı nasıl attığı, hangi tehdidin karşısına kahramanca dikildiği, resmi kayıtlarda belki de tam olarak anlatılamamıştır. Mesleği veya ne yaptığı bilinmez ama o gün Kahramanmaraş’ta birliğe, kardeşliğe ve şerefe sahip çıktığı kesindir. Bilinmeyen o an, O’nun fedakârlığının yüceliğini artırır. O, üzerine gelen karanlığa gözü kapalı yürümeyi seçmiş, canını hiçe sayarak vatanın namusunu korumayı görev bilmiştir. Bu bilinmeyen an, O’nun destansı kararının en büyük kanıtıdır. O, vatanı için en yüksek bedeli ödeyerek, ismini şehitlik makamına yazdırmış, Ülküdaşları arasında onurlu yerini almıştır.
"Tarih, sadece doğduğu yılı ve mesleğini bilmediğimiz kahramanların değil; vatan uğruna attığı son adımın fedakârlığını asla unutmayacaktır."