"Bazı hayatlar, sadece bir tarihe sığmaz; bir milletin onurunu korumak için, bilinmeyen bir adımla sonsuzluğa yürür."
KAHRAMANIN SESSİZ KİMLİĞİ
O, bir dönemin yıkım rüzgârına karşı çelikten bir iradeyle duran Ülkücü Şehit MUSA ALTEN’di. Adı, Kahramanmaraş’ın acı ve destanla yazılmış tarihine kazınmıştır. Musa Alten. O, nerede doğduğu, hayatını hangi meslekle kazandığı bilinmeyen bir isimdi. Kayıtlar, onun şahsi geçmişine dair sessiz kalmıştır; zira o, kendisini kimliğiyle değil, davasıyla tanımlamıştır. Musa Alten, geride bıraktığı boşluklarla bile, bir bireyden çok, adanmış bir ruhun temsilcisi olduğunu haykırmaktadır. Onun doğum yeri, uğruna can verdiği vatan toprağıydı.
MİLLETİN ÜZERİNDEKİ KARANLIK PLAN
Yıllardır süren alçakça bir tertip, Türkiye’yi komünist işgale hazırlamak için iğrenç bir terör estiriyordu. Devrimci solcu-komünist militanlar, acımasız ve haince faaliyetleriyle, kardeşin kardeşe kırdırıldığı bir iç savaş çıkarmayı hedefleyen büyük planın parçasıydılar. Bu karanlık senaryo, sadece içerideki düşmanların değil, yabancı gizli servislerin de dâhil olduğu uluslararası bir ihanetti. Amaç açıktı: Mezhep çatışması yaratmak, Türk’ü Türke kırdırmak. Kahramanmaraş, Çorum ve Sivas illeri, bu toplu katliamların yaşandığı, milletin kalbine saplanan hançerler haline gelmişti. Masum vatandaşlarımız ölürken, ülkücü gençler de bu saldırıların ön saflarında durmuş, ağır bedeller ödemişti.
ADANMIŞLIĞIN BİLİNMEYEN YOLU
Musa Alten, işte bu kuşatma altında, yanan bir memleketin ortasında dimdik durdu. O, vatanın bekası için terörün karanlığına yürüyen yüzlerce adsız kahramandan biriydi. Ülküdaşlarımız, bu hain saldırılardan nasibini alarak peş peşe şehit düşerken, Musa Alten de kendi sırasını beklemiştir.
O gün... Olay Günü... Kayıtların suskun kaldığı, detayların bize ulaşmadığı o kritik an. Musa Alten’in tam olarak hangi tehlikenin üzerine, hangi kararlılıkla yürüdüğü bilinmez. Belki görevinin, belki inancının çağrısıyla, o son adımını attı. Onun bilinmeyen mesleği ve doğduğu yerin kayıtlardaki boşluğu, fedakârlığının yüceliğini artırmaktadır: O, tüm kişisel dertlerini unutup, sadece davası uğruna, bir ateş çemberine gönüllüce giren kahramandır. Bilinmezlik, onun destanının en güçlü tanığıdır.
MARAŞ’TA YÜKSELEN SON NEFES
Ve takvimler, zulmün ve direncin kesiştiği o kara kışı, 24 Aralık 1978’i gösteriyordu. Planın parçası olarak Kahramanmaraş’ta estirilen şiddetin en kanlı günlerinden birinde, Musa Alten şehadete ulaştı. O, Türk milletini bölme ve yok etme emeli güdenlerin karşısında durduğu için hedef alındı. Alçakça hazırlanmış terör, ne yazık ki bedenini toprağa düşürdü, ancak onun ruhundaki ülkü ateşi asla sönmedi. Musa Alten, Maraş’ın yıkım günlerinde, adını ülkü davası uğruna canını feda eden ölümsüzlerin arasına yazdırarak, bir milletin vicdanına mühürlendi.
"O bir istatistik değil, bir yemindir. Musa Alten, 24 Aralık 1978'de, Kahramanmaraş’ın kışına yazılmış, vatana adanmışlığın en yüce destanıdır."