"Bazı hayatlar, birer makam değil, birer mühürdür; vatan aşkının 37 yıllık ölümsüz mührü."
KAYSERİ’DEN ANKARA’YA UZANAN YÜREK
(DOĞDUĞU YER: KAYSERİ-DEVELİ İLÇESİ)
Anadolu’nun kadim toprağı KAYSERİ-DEVELİ İLÇESİ’nden fışkıran bir fidandı Şahin Bingöl. O, sadece taş ve çelikle uğraşan bir usta değildi; mesleği MÜHENDİS olmasına rağmen, milletine olan borcunu kalbinde taşıyan bir idealistti. Yaşı henüz 37’ydi. Ömrünün baharında, geride iki küçük emanet bırakan evli bir baba ve bir eşti. O, sadece ailesine değil, tüm millete adanmıştı.
BAŞKENTTEKİ ADANMIŞLIK OCAĞI
(ROLÜ VE DURUŞU)
Şahin Bingöl’ün adı, sadece teknik projelerle değil, zorlu bir dönemde ANKARA’nın siyasi mücadelesinde bir kale olarak anılıyordu. O, MHP Ankara Merkez İlçe Başkanıydı. Başkentin çalkantılı sokaklarında, fikirlerinin davasını omuzluyordu. Yaşadığı yer, Ankara Abidinpaşa Ekrem Sokak, onun ailesinin sığınağı ve inancının nöbet mahalliydi. Her adımı, cesaretle atılmış bir duruştu; çünkü o günler, karanlığın kol gezdiği, fedakârlığın en ağır bedelinin istendiği günlerdi.
24 ARALIK: PUSUNUN KARANLIK ÇEMBERİ
(OLAY GÜNÜ VE İHANET)
Takvimler 24 ARALIK 1979’u gösteriyordu. O gün, kahramanlığın değil, namertliğin sesi yükseldi başkentin sokaklarında. Aydınlık yüzlü bir MÜHENDİS, bir baba ve bir lider olan Şahin Bingöl, evinin eşiğinde, en alçakça saldırıyla karşı karşıya kaldı.
Korkaklık, en kutsal mekânı, evi dahi kirletmişti. O gün, komünist militanlar, karanlık bir pusu kurmuşlardı evinin önüne. Yanında, omuz omuza yürüdüğü kardeşi de vardı. Namertler, beklemeden ateş açtılar. Bu, sadece bir siyasi suikast değil, aydınlığa sıkılan kin dolu bir kurşun yağmuruydu.
SON NEFES, SÖNMEYEN OCAK
(ŞEHADET)
Kurşunlar vatan davasına adanmış göğsüne saplandı. O an, Şahin Bingöl, sadece kendi canını değil, inancının onurunu da savunuyordu. Kardeşi, yanında ağır yaralanarak yere yığıldı. Ancak Şahin Bingöl, aldığı mermi yaralarıyla oracıkta, ANKARA sokaklarında, bir ülkü uğruna son nefesini verdi.
O, 37 yıllık ömrünü vatanın istikbali için feda etti. Bir mühendis, bir koca, bir baba ve bir başkan olarak taşıdığı tüm sorumlulukları, 24 ARALIK 1979’da şehadet makamına yükselerek tamamladı. Gözünü kırpmadan karanlığın üzerine yürüyen bu kahramanlık, tarihin altın sayfalarına ebedi bir ders olarak yazıldı.
"Yiğitlerin kanıyla sulanan bu topraklar, Şahin Bingöl gibi düşen her yıldızla biraz daha aydınlanmıştır; o gün kapanan bir pencere değil, ebediyete açılan bir kapıydı."