"Bir milletin varoluş yeminini tutanlar, tarihin en karanlık günlerinde adımlarını aydınlığa atar. Bünyamin Varol da onlardan biriydi."
BİLİNMEYEN KİMLİK, EBEDİ DİRENİŞ
O, hayatının detaylarını tarihe not düşmedi; ne doğduğu yer, ne de mesleği, onun adanmışlığının önüne geçebilirdi. Biz onun sadece ismini biliyoruz: BÜNYAMİN VAROL. Ve biliyoruz ki, o, ülkü uğruna canını feda eden büyük bir davanın neferiydi. Tarihin en zorlu sınavlarından birinin verildiği o çalkantılı dönemde, O, idealist duruşuyla, sadece bir isim değil, bir direniş sembolü haline geldi.
VATANI BÖLMEYE YÖNELİK ALÇAK TERTİP
Türkiye’nin üzerine çöken karanlık, sadece yerel bir terör eylemi değildi. Yıllardır estirilen bu dehşet rüzgarı, ülkeyi komünist işgale hazırlamak için kurulmuş büyük ve hain bir plandı. Devrimci solcu-komünist militanların acımasız faaliyetleri, kardeşi kardeşe kırdırmak, bir iç savaş çıkarmak hedefini güdüyordu.
Kahramanmaraş, Çorum, Sivas… Bu kadim şehirler, alçakça tasarlanmış toplu katliamlara sahne oldu. Bu tertip, milleti mezhep çatışması üzerinden bölmeyi, Türk’ü Türk’e kırdırma emelini taşıyordu. Bu karanlık planın arkasında yabancı gizli servislerin varlığı dahi görülmüştür; zira amaç, bu vatanın ruhunu parçalamaktı. Bu terörden masum vatandaşlarımız can verirken, davanın yiğitleri, ülküdaşlarımız da bu saldırılardan nasibini almış, cephede düşmüştür.
KAHRAMANMARAŞ'IN ATEŞ ÇEMBERİ VE SON YÜRÜYÜŞ
İşte o büyük kaosun, o hain pusunun merkezinde, adalet ve vatan sevgisinden başka hiçbir gücü olmayan Bünyamin Varol vardı. O, terörün en yoğun olduğu, ihanetin kol gezdiği KAHRAMANMARAŞ şehrinde, alçakça hazırlanmış tuzağın karşısına dikildi.
Ham metin, bize onun olay gününde hangi hamleyi yaptığını, hangi tehdidin üzerine kararlılıkla yürüdüğünü anlatmaz. Olay Günü’nün detaylarının kayıp olması, onun kahramanlığının büyüklüğünü daha da artırır. Bünyamin Varol, o bilinmeyen anda, ülkesi için en yüksek bedeli ödeme kararını verdi. O, geri çekilmek yerine, üzerine gelen tehlikeye doğru bir adım atmayı seçti. Bu adsız an, onun cesaretini tarihin sessizliğine mühürledi.
23 ARALIK 1978: ŞEHADETİN YÜCELİĞİ
Bünyamin Varol’un son nefesi, bu büyük ihanet çemberinin ortasında bir meşale gibi parladı. 23 ARALIK 1978 tarihinde, o kanlı günlerde, ülküdaşlarının fedakârlık zincirine bir halka daha ekledi. O, milletin parçalanmaması için canını feda eden yüzlerce kahramandan biri oldu.
O, sadece komünist militanların saldırıları neticesinde şehit olmadı; o, vatanı iç savaşa sürüklemek isteyen karanlık planı, bizzat kendi kanıyla protesto etti. Bünyamin Varol, Kahramanmaraş’ta düşerken, ardında ne olursa olsun bu toprakların bölünmeyeceğine dair sarsılmaz bir inanç bıraktı. O, bir destanın mısrası, bu milletin adanmışlığının ölümsüz bir kanıtıdır.
"Bazılarının hayatı bir biyografi, bazılarınınki ise bir duadır. Bünyamin Varol, vatan uğruna okunan en yüce duaydı."